Hakan Üzüm

Hakan Üzüm
@hakanuzum
52 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
10/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2023 15:47
Spoiler İçerir! Raskolnikov'un dergide yayınlanmış olan yazısında ona göre insanlar sıradan ve olağanüstü olmak üzere ikiye ayrılır. Sıradan insanlar gündelik işlerini yapan, yasalara uyan ve herhangi bir olayda gerekli cesareti gösteremeyen kişilerdir. Olağanüstü insanların ise hedefleri doğrultusunda bazı engelleri aşmak için kendinde bir hak bulabileceği yani bir suç işleme girişimine girebileceğini belirtir. Örneğin Newton'un buluşlarının açığa çıkmasına engel olan yüzlerce sıradan kişinin canının feda edilmesinde Newton'un bunda hakkı olduğunu hatta bunun bir zorunluluk olduğunu dile getirir. Ama bunda Newton'un önüne geleni asıp kesmeye hakkı olduğu sonucu çıkarılmaz. Newton gibi eski yasaları kaldırıp yeni yasa koyucularının, yalnızca yeni yasalar koydukları, böylece toplumun kutsal saydığı babadan kalma eski yasaları çiğnedikleri için ayrımsız hepsi birer suçluydular. Yani toplumda biraz sivrilen kişinin doğası gereği mecburen bir suçlu olması gerektiğini belirtir Raskolnikov. Ve kendisinin de bir olağanüstü insan olduğunu kanıtlamak için bir cinayet işler karakterimiz. Ancak hesaba katmadığı bir şey vardır: yakalanmamak için, öldürdüğü kişinin kız kardeşini öldürmek zorunda kalır ve bu kişi hesaplarda hiç yoktur. Raskolnikov bir süre sonra olaylar kendi aleyhine döndükçe suçunu itiraf eder. Şu bir gerçektir ki Raskolnikov'un suçunu itiraf etmesinin sebebi vicdan azabıdır. Ancak nasıl bir vicdan azabı? Raskolnikov hesapta olmayan bir kişiyi öldürdüğü için mi vicdan azabı çekmektedir yoksa cinayetleri işledikten sonra kendisinin olağanüstü insan olmadığını anladığı için mi vicdan azabı duymaktadır? Benim fikrimce Raskolnikov bir olağanüstü insan değildir çünkü kendisinin saydığı olağanüstü insan sıfatlarında merhamet duygusunun olmadığını, hedefleri
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Reklam
8/10
·144 syf.··
2023 5. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2023 17:38
Arthur Schopenhauer'ın bu kitabı önceki kitaplarının biraz mikro yansıması olmuş diyebiliriz. Özellikle kitaptaki çoğu düşüncenin "Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine" kitabındaki düşünceler ile birebir olduğunu söyleyebilirim. O kitabını okumadıysanız bu kitap size tatmin edici gelebilir ancak o kitabını okumuş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki bu kitabında kendisini tekrara düşmüş gibi hissettim. Özellikle dahi ve sıradan kişi farkını bu kitapta üstüne basa basa vurguluyor ki; sıradan insanların genellikle büyük düşünürlerin kitaplarını okuduğunu böylelikle onlardan etkilendiğini ve kendilerine özgü bir fikir yapısının oluşmadığını okuyanın yüzüne vura vura söylüyor. Bu düşüncelere katılırsınız veya katılmazsınız bilmiyorum ancak Schopenhauer önceki kitaplarında kendi felsefesinin kişiye rahatsızlık verdiğini çünkü gerçekleri yazdığının hakkında bizi uyarmıştı. Zeki insanların karamsar, yalnız ve toplum tarafından çok hoşlanılmayan kişiler olduğunu çünkü onların hakikat peşinde koştuğunu ve toplumun doğrultularının bu şekilde olmadığını belirtirken doğru bir noktaya bastığını düşünüyorum. Bu durum geçmişte de bu şekilde arz ediyordu günümüzde de bu şekilde arz ediyor. Ve Alman felsefesinin Kant'tan sonra 50 yıl düşüş yaşadığını bunun nedeninin tahmin edebileceğiniz gibi Hegel olduğunu; onun aptal bir adam olduğunu, savunduğu şeyi kendisinin bile bilmediğini dile getirerek yine bir kitabında Hegel'e değinmeden bitirmemiştir. Ve bu 50 yıllık gerilemeye rağmen Almanların kendilerini yabancılarla mukayese ettiklerinde felsefe yetenekleriyle övünmelerini bir Alman olarak Schopenhauer saçma bulur.
Okumak, Yazmak ve Yaşamak ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20134,827 okunma
7/10
·80 syf.··
2023 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2023 21:24
Kitabın Kadınlara Dair bölümünde Arthur Schopenhauer kadınların erkeklerden daha düşük bir zekaya sahip olduğunu; siyaset, felsefe veya diğer konular üzerinde erkeklerin daha baskın bir kafa yapısına sahip olduğunu ve ayrıca evlenmeyen kadınları "evde kalmış kız kurusu" olarak nitelendirmesi ile geçiyor. Ve kendisi çok eşliliğin olağan bir durum olduğunu dile getiriyor ki Friedrich Nietzsche de kendisinden bu konuda ilham almış birisidir ve de temel ahlak yasalarını çekiçle yıkarken Arthur'un bu sözlerini kullanmıştır. Kitabın diğer bölümü olan Cinsel Aşkın Metafiziği ise bize cinsellik konusunda gerçekten elle tutulur bilgiler veriyor. Örneğin cinsel seçimde; yaş(18-28 yaş arası kadınların erkekler tarafından daha çok tercih edildiği), sağlık, kemik yapısı(iyi genlerin çocuğa aktarılması), tombulluk(özellikle tam gelişmiş bir göğüsün yeni doğan bir bebeğin iyi gelişiminin göstergesi olduğu) ve güzel çehrenin etkilerinden bahsediyor. Ki bence bu seçimler insanın evrimsel sürecinden özellikle de üremeye dayalı ilişkilerinden kaynaklı bir durum. Bir ara ayağın kadınlarda çekici bir unsur olduğunu ve hatta küçük ayakların onu kendisinden geçirdiğini bile dile getiriyor. Onun bu yazılarını okurken Tarantino'nun filmlerindeki ayak sahneleri gözümün önüne geldi.
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma