Kadın konuştu SUS dediniz.
Çünkü kadının sesi yalnızca bir ses değil, bastırılmış tarihin aynasıydı. Onun kelimeleri, sizin kurduğunuz düzenin duvarlarına çarpıp çatlak oluşturuyordu. Susturmak istediniz çünkü söz, bilinçtir. Bilinç ise itaat etmez.
Kadın ağladı ZIRLAMA dediniz.
Çünkü kadının gözyaşı zayıflık değil, duygusal zekanın ve empati gücünün dışavurumuydu. Siz duygularınızı bastırmayı “güç” sandınız. O ise hissetmenin cesaret olduğunu biliyordu. Ağlayan kadın kırılmıyordu, dönüşüyordu.
Kadın oy kullandı BOŞ İŞ dediniz.
Çünkü siyasal hak, birey olmanın ilanıdır. Kadın sandığa gittiğinde yalnızca pusula atmadı, özne olduğunu söyledi. Siz onu özel alanla sınırlamak istediniz. O kamusal alana adım attıkça korktunuz çünkü eşitlik alışık olduğunuz hiyerarşiyi sarsıyordu.
Kadın regl oldu AYIP dediniz.
Çünkü bedenin bilgisini kirli ilan ederek kontrol edebileceğinizi sandınız. Oysa regl, yaşam döngüsünün biyolojik gerçeğiydi. Kadının doğurganlığı sizi rahatsız etti; çünkü üretme gücü yalnızca fiziksel değil, toplumsal bir güçtü de.
Kadın sevişti FAHİŞE dediniz.
Çünkü kadının arzusu olduğunu kabul etmek istemediniz. Onun cinselliği sizin onayınıza bağlı olmalıydı. Oysa kadın haz duyan, seçen, isteyen bir öznedir. Arzu tek taraflı bir imtiyaz değildir; eşitlik gerektirir.
Kadın şort giydi ARANIYOR dediniz.
Çünkü sorumluluğu kendi bakışınızdan alıp kadının bedenine yüklemek daha kolaydı. Kendi dürtünüzle yüzleşmek yerine kadını suçladınız. Oysa sorun kadının bacağı değil; kadını nesneleştiren zihniyetti.
Kadın dayak yedi HAKETTİ dediniz.
Çünkü şiddeti iktidarın dili olarak öğrendiniz. Gücü, üstünlük sandınız. Oysa psikolojik olarak zayıf olan, kontrol edemediğini ezer. Kadın kaburgadan değil, aynı özden yaratılmıştı. Ne aşağıdan ne yukarıdan; yan yana.
Kadın hak