Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
9/10
·160 syf.··
2026 12. kitabı
Bir inanç ritüelinin baskı sonucu değişime uğraması karşısında derin bir bunalıma düşen bir keşişin, kendi olma ve hayatını anlamlı bir uğurda yaşadığına ikna olmak için girdiği büyük bir mücadele ve bu mücadeleyi göze alamayıp değişime ayak uyduruyor gibi görünen başka bir keşişin ise içindeki boşluğun büyüyerek ağır bir sancıya ve yıkıma dönüşümünün şiirsel bir anlatımıydı kitap. Hakikat mücadelesinin çilesi ve özle uyuşmayan ,sorumluluk almadan taşınan maske iki ayrı ölüm getirdi. Tükenmez bir sorgu gem de...Bir hikaye okumadım, uzun bir şiir okudum sanki. Yazarın kullandığı dil ve üslup fark yarattı, bir yandan da Ferit Edgü' yü çağrıştırdı. İnandığımız gibi yaşamak veya yaşadığımız şeye inanmanın derin bir sorgusu üzerine harika bir eser.
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,181 okunma
Gecelerim|Ahmet Rasim
6/10
·64 syf.·
2026 141. kitabı
Bu eser, Ahmet Rasim’in kendi hayatına dair otobiyografik anılarını bir araya getirdiği bir kitaptır. Yazarın çoçukluk yıllarını ,Darüşşafaka’da geçirdiği sekiz yıllık serüvenini ,yatılı okuldayken annesinden ayrı kalışını anlatıyor . Okulu bitirdikten sonra Tercüman-ı Hakikat gazetesine giderek ilk çevirisini yayımlatması ile gazetecilik hayatına adım atıyor . Son olarak ilk aşkı , evliliği , baba olma heyecanı ve sonrasında kızı Rasime’yi kaybetmesi ile sonlanıyor kitabımız . Yazarımız bu kitap için şöyle not düşmüştür :”Bu kitap küçüktür fakat mazimin sönmeye yüz tutmuş hatıralarından bence en kıymetlilerini içerdiği için benim gözümde yeri ayrıdır .”
İnceleme
GecelerimAhmet Rasim · İş Bankası Kültür Yayınları · 2023713 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·296 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:41
Cici(ılımlı) İslam projesine hizmet etmek için yazılmış, akademik huviyyeti güçlü, ilmi argümanlarla desteklenmiş bir kitap. Yazarın kariyerini takdir etmekle beraber yanlış bir bakış açısına ve yorumlara sahip olduğunu belirtmek isterim. Allah hidayet etsin. Meziyeti çok olabilecek bir şahsiyete benziyor aslında.. Üzülüyorum böyle zehir gibi arkadaşları kazanamadığımız için. Halbuki ahiret de var, ahiretimizi kurtaracak ameller işleyelim, eserler kaleme alalım. Ecrimizi Allah versin, hoş görünmeye çalıştıklarımız değil.. Ehli Sünnet olan hiçbir Müslümana bu eseri okumasını tavsiye etmem. Zehirli sarmaşıklar listemize ekledik.
Din
İnsan Hakları ve İslamRecep Şentürk · İz Yayıncılık · 201711 okunma
10/10
·192 syf.··
2026 350. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:35
Sözün ve anlamın gerçek ustalarından Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi'nin A'mak-ı Hayal'ini okumak, karanlık bir odada usulca bir kandil yakmaya benziyor. Bu eser, yalnızca bir roman değil; insan ruhunun ve aklının sınırlarını zorlayan, kişiyi kendi benliğinin en karanlık köşelerinden alıp varlığın en yüce hakikatlerine doğru çıkaran bir iç yolculuğun haritasıdır. Kitabı okudukça fark edilir ki Raci'nin yaşadığı bunalım, aslında modern insanın bunalımıdır. Akıl ile kalp, şüphe ile kesinlik arasında sıkışıp kalan Raci, Aynalı Baba'nın rehberliğinde madde dünyasının dar kalıplarını aşmaya başlar. Aynalı Baba, bir mürşit gibi Raci'yi, yani özüne dönmeye çalışan insanı, asıl yurduna doğru uzun ve çetin bir yolculuğa çıkarır. Roman boyunca gezegenler, burçlar, semboller ve kadim öğretiler dile gelir. Ahmed Hilmi, Hint felsefesinden İslam tasavvufuna kadar uzanan düşünce mirasını bir araya getirirken kuru bir öğüt vermeye kalkışmaz. Aksine, hakikate ulaşmanın kolay olmadığını; insanın önce kendi karanlığıyla, nefsiyle ve yokluk duygusuyla yüzleşmesi gerektiğini anlatır. Eser boyunca aydınlık ile karanlığın mücadelesi her satırda hissedilir. A'mak-ı Hayal, sıradan bir hikâye ya da yalnızca felsefi bir tartışma değildir. O, insana hem ne kadar küçük hem de ne kadar büyük bir varlık olduğunu gösteren bir aynadır. Aynalı Baba'nın üzerindeki her ayna parçası, çokluğun içinde gizlenen birliği yansıtır. Ahmed Hilmi, aklı mutlak otorite sayan modern insana, ruhun derinliklerinde saklı olan büyük hakikati fısıldar: Dünya dediğimiz şey, bir rüya içinde görülen başka bir rüyadan ibaret olabilir. Bu eser, "Ben kimim?" ve "Nereye gidiyorum?" sorularını gerçekten sormaya cesaret eden herkes için, yıllar geçse de eskimeyen bir yol arkadaşı ve güçlü bir rehber olmaya devam ediyor.
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,4bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 39. kitabı
Kitabın 10. sayfasında şöyle bir geçiş mevcut; "Denilir ki Hz. Adem ilk yaratıldığında balçık halinde cennette yatıyorken şeytan gelip ruhsuz bedeni bir iki dürtmüş. "Ben doldururum bu boşlukları, " demiş. İnsanı gözüne kestirdiği ilk yer, içindeki boşlukları fark ettiği an olmuş." Kitabın özeti gibi olmuş, en az alıntı yaptığım, fakat her sayfasını buraya geçirmek istediğim bir kitap okudum. İnsan kendi boşluklarını doldurmaya çalışırken, doldurmaya çalıştığı kişilere ekstra dikkat etmeli. Kitaptan son bir alıntı bırakarak, bu kitap okunmalı diyorum. "... Adanmış alimlerin hali tam olarak Hz İsa'nın şu sözünde özetlenmiştir: 'Kötü alim vadinin ağzına oturmuş kaya gibidir. Ne kendisi sudan yararlanır ne suyun geçipte ekin alanlarına varmasına izin verir.' ilim erbabının aldandığı daha türlü türlü zaaflar vardır. Bunların bozdukları onardıklarından çoktur."
İnceleme
Kendini Aldatan İnsanİmam Gazali · Ketebe Yayınevi · 20241,228 okunma
Tanrı’yı Yargılayan Bir Roman
7/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2026 163. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:40
Bazı kitaplar hikâyesiyle etkiler, bazıları ise sizi kendi inançlarınızı, doğrularınızı ve adalet anlayışınızı sorgulamaya iter. Kabil, benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Bu, Jose Saramago’dan okuduğum ikinci kitap. İlk olarak Körlük’ü okumuş ve yazarın insan doğasına dair cesur bakış açısından oldukça etkilenmiştim. Kabil ise bunu bambaşka bir noktaya taşıdı. Roman, Habil’i öldürdükten sonra zaman ve mekândan bağımsız bir yolculuğa çıkan Kabil’in gözünden ilerliyor. Kabil; Nuh Tufanı’na, Lut kavminin helak edilişine, İbrahim’in oğlunu kurban etmeye götürülüşüne ve Eski Ahit’teki birçok olaya bizzat tanıklık ediyor. Ancak bu tanıklıklar, kutsal metinleri tekrar etmek için değil; onları sorgulamak için var. Kitap boyunca beni en çok düşündüren nokta, Tanrı’nın insanlığı defalarca yok etmeye karar vermesi oldu. Nuh Tufanı’nda ya da Lut kavminin helakinde yalnızca suçlular değil, henüz hiçbir günah işlememiş masum çocuklar da ölüyor. Saramago tam da burada okuyucunun zihnine rahatsız edici ama güçlü bir soru bırakıyor: Mutlak adalet dediğimiz şey gerçekten adalet mi? Kabil de yaşananları gördükçe yalnızca Tanrı’yı değil, kendi yaratılışını da sorgulamaya başlıyor. Tanrı’nın bu denli acımasız ve adaletsiz göründüğü bir düzende insanın yeri nedir? Romanın en etkileyici yanı, bu soruları cevaplamaya çalışmaması. Okuyucuyu kendi vicdanıyla baş başa bırakması. Kitapta altını çizdiğim onlarca cümle oldu. Bunlardan biri de şu: “Nedensiz sonuç olmayacağı gibi, sonuçsuz neden de olmaz.” Bu cümle yalnızca romanın değil, hayatın da özeti gibi geldi bana. Saramago’nun üslubunu artık daha iyi anladığımı hissediyorum. Herkesin cesaret edemeyeceği soruları soruyor; bunu yaparken de okuyucuyu kışkırtıyor ama düşünmeye de zorluyor. Belki de onu farklı yapan tam
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma