Puan vermedi
Kur’an ve hata kelimelerini arama motoruna yazınca ilk karşımıza çıkanlardan birisi miras paylaşımı hususunda Kur’an’da hata olduğu iddiası. Meşhur ateist ve İslam karşıtı Turan Dursun’un sitesinde aklını imanının önüne engel olarak koyan gençler, bu miras ayetlerini gündeme getirip tabiri caizse “Kur’an’da çok bariz bir matematik hatası var ve şayet kusursuz olduğu iddia edilen Allah tarafından gönderilmiş bir kitap olsaydı bu bariz hata olmazdı” demeye getiriyorlar. Ve bu iddiaya cevap vermek için kolları sıvayan gayretli ve aklını kullanan -bir kısmı âlim- birçok Müslüman zat internet sitelerinde meseleyi gündemlerine taşıyor. Birbirinden çok farklı cevaplarla ayetleri izah etmeye çalışanlar ne yazık ki tatmin edici bir cevap ortaya koyamıyor. Diğer yandan bu hata iddiasının hararetle cevaplandırılması için samimi bir şekilde birçok siteye bu husus, soru olarak iletiliyor. Mesela; payın paydadan fazla çıkması ile sonuçlanan hesap ile malın Kur’an’daki oranla dağıtılmasının imkânsız olduğunu iddia eden ateistlerin bu iddiası ‘sorularlarisale’ sitesine sorulduğunda site yöneticileri bu konunun risalelerde izah edildiğini söylüyor. Ve site konudan bağımsız olarak, risalelerde geçen kadın ve erkeğin paylarının farklılığı üzerine yapılan bir izahı paylaşıyor ve meseleye net bir çözüm getiremedikleri hissedilmiş olunmalı ki cevabın sonunda ‘sorularlaislamiyet’ sitesine yönlendirmede bulunuluyor. Sorularlaislamiyet sitesi ise konu ile ilgili Prof. Dr. Hamza Aktan’ın Mukayeseli İslam Hukuku kitabından alıntıladığı pasajı paylaşıyor. Site avliye meselesini anlatmaktan öteye gidemiyor. Payın paydadan büyük çıkması durumu ilk defa Hz. Ömer döneminde bir paylaşım sırasında ortaya çıkıyor ve mesele ashap ile istişare ediliyor. Sonunda paydayı payla eşitleyip taksimat o
Kur'an'da Hata YokHalis Aydemir · Enki Yayınları · 20127 okunma
Ailelere karşı çocukların tarafını tutmak…
9/10
·72 syf.··
2026 4. kitabı
Nihan Kaya’nın kitaplarını okudukça şunu fark ediyorum: Aslında farklı başlıklar altında dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Çocuğa. Çocuğun korunmasına. Çocuğun görülmesine. Çocuğun ciddiye alınmasına. Bütün Çocuklar İyidir de bunun en net ifade edildiği kitaplardan biri. Kitabın adı ilk bakışta iddialı gelebilir. Hatta bazı insanlar için rahatsız edici bile olabilir. Çünkü günlük hayatta ne kadar kolay “yaramaz çocuk”, “huysuz çocuk”, “şımarık çocuk”, “problemli çocuk” dediğimizi düşününce, bütün çocukların iyi olduğu fikri kulağa fazla romantik gelebiliyor. Ama Nihan Kaya’nın anlatmaya çalıştığı şeyin romantizm olmadığını düşünüyorum. Kitabı okurken benim anladığım şu oldu: Çocuklar dünyaya kötü olarak gelmiyorlar. Kötülük dediğimiz birçok davranışın arkasında görülmemişlik, ihmal, korku, değersizlik hissi, sevgi eksikliği ya da yaralanmışlık yatıyor. Biz çoğu zaman sonuca bakıyoruz ama sebebe bakmıyoruz. Belki de bu yüzden Nihan Kaya’nın çocuklara bakışı bana her zaman kıymetli geldi. Bu kitapları ilk okuduğumda anne değildim. Üstelik uzun yıllar çocuk sahibi olamayan bir kadındım. Buna rağmen söylediklerinde çok güçlü bir hakikat payı buluyordum. Şimdi iki çocuk annesi olarak dönüp baktığımda da aynı şeyi hissediyorum. Hatta çocukların ne kadar savunmasız olduğunu her gün yeniden gördükçe söyledikleri bana daha anlamlı geliyor. Kitap boyunca dikkatimi çeken noktalardan biri de çocukların ne kadar kolay suçlu ilan edildiği oldu. Bir ailede işler yolunda gitmiyorsa suçlu çocuk. Bir çocuk öfkeleniyorsa suçlu çocuk. Bir çocuk uyum göstermiyorsa suçlu çocuk. Oysa yetişkinlerin davranışları çoğu zaman aynı mercekle incelenmiyor. Nihan Kaya tam da burada durup rahatsız edici bir soru soruyor: Çocuk gerçekten sorun mu, yoksa sorunun görünen yüzü mü? Bu soru bana, daha
Bütün Çocuklar İyidirNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20194,265 okunma
Reklam
Hay Bin Yakzan
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:56
Hay bin Yakzan İbn-i Sina İslam aleminin ilk romanı, ilk alegorik romanı ve Robinson Crusoe'a ilham kaynağı olduğu söylenen eser. İnsanın toplum dışında, hiçbir kültürel, bilimsel ve teolojik aktarım olmadan saf insan hali ile bilimsel temel düşünceye, tanrı kavramına, kültürel altyapıya, ahlak anlayışına ve üst teolojik düşünsel yapıya ulaşabileceğine dair bir aktarım içeriyor. Bu aktarımı okurken zihniniz her an açık ve çalışır durumda olacaktır. Çünkü neredeyse her bir cümle biz okuyucuyu düşünsel anlamda yoruyor diyebilirim. Metin karakterimizle beraber bizler aynı düşünsel süreci yaşıyoruz ve metinde ki süreci şu an içerisinde olduğumuz zaman ve mekana taşıyarak karşılaştırmalı düşünme süreci yaşıyoruz. Ki bu düşünme tarzı çok verimli bir şekilde gerçekleşiyor. Tabi ki bu eseri okuyan herkeste aynı etkiyi beklememiz mümkün değil. Eserde de belirtildiği gibi aktarım ehli olanların kolayca yırtabileceği, bilgilere ulaşması sağlıklı olmayanlar içinse kalın sayılabilecek ince bir perde ile örtülmüştür. Teolojik düşünceler içerisinde sürükleniyorsanız, varoluşsal, tanrısal zihin egzersizleri içerisindeyseniz bu eser size çok iyi gelecektir diyebilirim. Unutmayın aramakla bulunmaz ama bulacak olan arayan olacaktır. Sevgiyle ve kitapla kalın. :)
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
10/10
·1000 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
110 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:17
Esselamualeykum … Incelemeden cok kitabin bende biraktiklari…bu kiymetli eserin kolay kolay anlatilabilecegini dusunmuyorum… Raflarımda duran kitaplar arasında Mektûbât-ı Ma’sûmiyye’nin yeri bambaşka. Rahmetli Bayram Ali Öztürk Hocamızın Mektûbât-ı Rabbânî derslerinde bu isimleri duyduğumda içime düşen o niyet, bugün kütüphanemin en kıymetli incisi oldu. 'Nur üstüne nur'diyorlar ya, bu kitabı okurken tam olarak bunu hissettim. İnsan bazen kelimelerle anlatamadığı, sadece kalbinde bir düğüm gibi taşıdığı duygular yaşar; işte bu mektuplar o düğümü çözen, ruhu ferahlatan cinsten. İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin kıymetli oğlu Muhammed Ma’sûm Fârûkî Hazretleri'ne rahmet ve minnetle... Sanki o, yüzyıllar öncesinden bugün bizim dünyamıza, tam ihtiyacımız olan o şefkatli dokunuşu yapıyor. Bu eseri dilimize kazandıran Süleyman Kuku hocamızdan, bu kıymetli eseri titizlikle basan Çeşme Kitabevi'nden Allah razı olsun. 'Okudum ve bitti' diyemeyeceğim bir eser bu. Anlamakta zorlansamda , sadece o iklimde bulunmak, satırlardaki o Ehl-i Sünnet kokusunu içime çekmek için tekrar tekrar açacağım. Eserden gönlüme düşen şu satırlar aslında her şeyi özetliyor: “Azîz kardeşim! Kıyâmetin yaklaştığı zamandayız. Zulmetler, karanlıklar gittikçe artıyor. Dünya bu zulmetlerin girdabına gömülmüş gidiyor. Bir kahraman lâzımdır ki, böyle bir zamanda sünneti ihyâ, bid'ati imha etsin. Resûlullah'ın sünnetinin nûr ve ışıkları olmadan doğru yolu bulmak muhâldir. Resûlullah'a tâbi olmadan kurtuluş aramak kuru hayaldir.” Eğer gönlünüzde tasavvufa dair bir yer, hakikat arayışına dair bir niyet varsa, bu eseri sadece okumayın, onu bir dost gibi yanınızda taşıyın. Rabbim şefaatlerine nail eylesin… Bu eserin bereketine hürmetle... İlk inceleme benden, daha sonra okuyacak olanlara
Mektûbât-ı Ma'sûmiyye (2 Cilt Takım)Muhammed Ma'sûm Fârûkî · Alioğlu Yayınevi · 20192 okunma
Kehribar Geçidi
6/10
·608 syf.··
2026 5. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 14:37
KEHRİBAR GEÇİDİ- NAZAN BEKİROĞLU Isimsiz bir kölenin bir paraya fazladan vurduğu tek bir çekiç darbesiyle başlayan Kehribar Geçidi, o paranın yüzyıllar boyunca elden ele dolaşması üzerinden Roma'da yaşayan yedi adamın hayatlarını, pişmanlıklarını, aşklarını ve savaşlarını anlatıyor. Roman okuru farkettirmeden Roma tarihinin içine çekiyor, imparator Diocletianus'un dönemini, diğer imparatorlardan farklı yönlerini ve kendi isteğiyle tahttan vazgeçişini, pagan ağırlıklı bir dünyada Hristiyanlığın yaşadığı zorlukları ve üç yüzyıl sonra iç içe geçen iki inancı düşündürücü bir şekilde aktarıyor. Kitap, zamanla doğruların ve yanlışların nasıl değiştiğini,tarihin ve inançların insan eliyle nasıl yeniden şekillendirildiğini, gerçeğin bazen olmayan mucizelerle nasıl çarpıtıldığını gösteren, yalnızca bir tarih anlatısı değil, hakikat üzerine bir sorgulama sunuyor.
1000Kitap
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,570 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 71. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:50
Leo Tolstoy ile Mahatma Gandhi arasında geçen Tolstoy–Gandhi Mektuplaşmaları kitabını okurken, bunun yalnızca iki önemli ismin yazışmalarından oluşan bir kitap olmadığını düşündüm. Aslında iki farklı coğrafyada yaşayan ama insan, ahlak ve şiddetsizlik konusunda benzer arayışlara sahip iki düşünürün fikir alışverişine tanıklık ettim. Benim için kitabın en dikkat çekici yönü, mektupların bir tartışma metni gibi değil, karşılıklı saygıya dayanan samimi bir fikir paylaşımı olmasıydı. Özellikle Tolstoy’un sevgi ilkesini ve kötülüğe şiddetle karşılık vermeme düşüncesini anlatırken kullandığı dil oldukça etkileyiciydi. Gandhi’nin bu düşünceleri dikkatle okuyup kendi mücadelesiyle ilişkilendirmesi de mektuplara ayrı bir değer katıyor. Kitap boyunca en çok üzerinde durulan konuların başında şiddetsiz direniş, ahlaki sorumluluk, hakikat ve insanın vicdanına bağlı kalması geliyor. Bu fikirlerin teorik olarak anlatılmasının yanında, Gandhi’nin bunları toplumsal mücadele içinde nasıl değerlendirdiğini görmek bana oldukça anlamlı geldi. Böylece kitap yalnızca felsefi bir metin olmaktan çıkıp tarihî bir belge niteliği de kazanıyor. Tolstoy’un özellikle “Bir Hindu’ya Mektup” metnindeki düşüncelerinin Gandhi üzerinde nasıl bir etki bıraktığını görmek kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biriydi. İkisinin de gerçek değişimin önce insanın kendisinde başlaması gerektiğine inanması, mektupların ortak zeminini oluşturuyor. Kendi adıma kitabı okurken en çok düşündüğüm şey, fikirlerin sınırları aşabilme gücü oldu. Biri Rusya’da, diğeri Güney Afrika’da bulunan iki insanın mektuplar aracılığıyla birbirini etkileyebilmesi, düşüncenin fiziksel mesafelerden çok daha güçlü olduğunu gösteriyor. Kitabın dili oldukça sade olmasına rağmen içerdiği fikirler üzerinde durup düşünmeyi gerektiriyor.
Tolstoy Gandhi MektuplaşmalarıLev Tolstoy · Vakıfbank Kültür Yayınları · 2018138 okunma
Reklam
Reklam