Tanrılar tuhaftır. Bizi cezalandırmak için yalnızca kötü huylarımızı kullanmazlar. İyi, yumuşak, insancıl, şefkatli yanlarımızla da mahvederler bizi. Sana ve ailene beslediğim merhamet ve sevgi olmasa, şu anda bu korkunç yerde gözyaşı dökmeyecektim.
Hakikat kolay kolay ve çabucak elde edilemez. Hakikate uyuyarak ya da rüya görerek de erişemezsin (...) Mevzu hakikat olduğunda bir hülasa, hakikat için mücadele etme gerekliliğini ortadan kaldıran kestirme bir yol bulunduğunu düşünmek düpedüz yanılsamadır. Yaşarken uyulacak bir hakikat söz konusu olduğunda, her kuşak ve her birey esasen en baştan başlamalıdır.
Bugünkü literatüre bakarsak II. Murad’ı sıradan bir okumuş yönetici ve komutan olarak tanırız. Hâlbuki hakikat öyle değil. Hocası İbn Arabşah, 15. yüzyıl Türk dünyasında klasik kültürle en çok yoğrulan tarihçi ve filozoflardan biridir ve Murad ondan mutlaka çok şey öğrenmiştir. Şiiri çok seven II. Murad, harbi çok iyi bilse de askerlikten ziyade münevver yapısıyla ön plana çıkmıştır.