Duygu Koç

Duygu Koç
@hakimrenk
İşte esas mesele budur baba = otorite otorite = nefret nefret = çevreye yansıyan öfke öfke = Yahudi düşmanlığı çözüm ise otoriteyi temsil eden babayı sosyal tahtından indirmekten geçer. hiç daha saçma bir şey duymamıştım. Baba figürünü ortadak kaldırmaya çalışanlar yahudilermiş de böylece yahudi düşmanlığını da ortadan kaldıracaklarmışmış. Yahudi düşmanlarını zayıflatma projesiymiş.
Hepimizinki günübirlik hayatlar. hatırlayanın hatırlanandan farkı yok. hepsi geçici. hem anılar hem de onların nesnesi. her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yer olacaksın
Sayfa 185
“Kanser hakkında şunu öğrendim. Size ölümcül bir hastalığı gösterir ve sonra sizi dünyaya yaşamanıza onun artık hiç olmadığı kadar çok hissettiğin hazlarına ve tadına geri tükürür. size hem bir şey verildigini hem de sizden bir şey alındığını anlarsınız.” hem bir şey verildigini hem de bir şey alındığını sözüyle Eli’nin neyi kast ettiğini çok iyi anlıyorum. bu bir yandan basit bir yandan ise oldukça karmaşık bir düşünceydi. yavaş hazmetilmesi gereken bir düşünce. verilen yaşamaya dair yeni bir bakış açısıydı, alınan ise sınırsız hayat yanılsaması ve bizi doğanın kanunlarından ayrı tutan özel bir şey olduğu inancıydı
Sayfa 161
Yaşanmamışlık ne kadar çoksa ölüm korkusunun da o kadar şiddetli olduğuna defalarca şahit oldum işte bu nedenle şu anki yaşam kalitene odaklanmaya çalışıyorum not.
Sayfa 76
Unutmak yaşananların yok olmacasına bizden uzaklaşması demek değildi, unutmak duyulan acıları sindirip kendine katmaktır, unutmak yeni bir ülkedir.
Sayfa 92