Hakkı G.

8/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2022 20:47
Kitabı tam 21 yıl sonra ikinci defa, yine beğenerek okudum, bu sefer serinin ilk romanı olan Kılıç Yarası Gibi’den hemen sonra. Kurgu karakterleri ince işçilikle anlatması iyi fakat Ahmet Altan’ın tarihi olayları biraz daha geniş anlatmasını isterdim. Şeyh Yusuf Efendi’nin İstanbul’daki etkinliğinin, Mihrişah Sultan’ın güzelliğinin ve zenginliğinin çok abartıldığını düşünüyorum ama tabii ki romancının kaleminin ayarına sözüm ancak bu kadar olur. Ahmet Altan günümüzü etkilemeye hâlâ devam eden 31 Mart Hadisesini anlatmada başarılı olmuş ama daha ilgili olduğu kadın-erkek ilişkilerinin griftliğini anlatmada daha başarılı olduğuna inanıyorum.
İsyan Günlerinde AşkAhmet Altan · Everest Yayınları · 20173,526 okunma
Reklam

Hakkı G.

, bir kitap okudu
8/10
·504 syf.··
Beğendi
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2022 20:47
·
2022 14. kitabı
Ahmet Altan
8.4/10 · 3.526 okunma
Padişah bu paşaların hem efendisi hem tutsağı durumundaydı, aldıkları rüşvetlere, yaptıkları yolsuzluklara karşı çıkacak hali yoktu; hemen hemen bütün devlet ricali birkaçı hariç bu kirli ilişkilere bulaşmışlardı. Bunları devletten ayıklamaya artık Padişah'ın da gücü yetmezdi; bu ahlaksızlıklara bizzat Padişah, paşaların her yaptıklarına göz yumarak kendisi yol açmış ve sonunda kendisi de bir rezillik bataklığının ortasında kalmıştı, bu çamurdan çıkması mümkün gözükmüyordu.
Sayfa 271·Kitabı okudu
Ünlü Kürt Beyi Mir Bedirhan'ın soyundan gelen iki bin kişi, cinayetle alakaları olup olmadığına bakılmaksızın evlerinden toplatıldı, gemilere dolduruldu ve sürgüne gönderildi. Çoğu perişan oldu, aileler dağıldı, karı kocasından, evlat babasından ayrı düştü, çoğu bir daha kavuşamadı birbirine; hasret içinde, çöllerde, bedevi çadırlarında, kaçmayı başarabilenler Avrupa'da güneşsiz pansiyon odalarında kendilerine bir yudum su verecek bir dosttan, helalleşecek bir yakından, bir dünyadan ötekine geçerken yaşanan son anın dehşetini elini tutarak azaltacak bir sevgiliden yoksun göçüp gittiler.
Sayfa 258·Kitabı okudu
Tevkif edilen yüksek rütbeli subaylar Divan-ı Harb'e verildi; yüzlerce küçük rütbeli subayla sivil memur da imparatorluğun en ücra köşelerine, kerpiç duvarlı çöl köylerine, kervanların bile altı ayda bir uğradığı dağ başlarına, karanlık ormanların diplerine unutulmaya gönderildiler. Bir kısmı gittiği yerlerde çıldırdı, bir kısmı bir gece yarısı kendini vurdu, bir kısmını ismi bile bilinmeyen hastalıklar tüketip öldürdü; evlerinden, sevdiklerinden, aşklarından, işlerinden kopartılan bu insanların çok azı yaşamayı başardı, onların çok azı da evlerine yeniden dönmeyi becerebildi. Dönenler de artık gittikleri gibi değillerdi, sürgün yaşadıkları diyarların ıssızlıkları hepsinin ruhuna yerleşmiş, onları kendilerine de başkalarını da yabancılaştırmıştı; suskun ve yıkık insanlar olmuşlardı.
Sayfa 142·Kitabı okudu
Reklam