Bazı hikayeler güzel. Kitap Ahmet Ümit’in kaleminin iyi olduğunu gösteriyor. Yine de, ‘Ahmet Ümit iyi ki yoluna romancı olarak devam etmiş’ demekten kendimi alamadım.
Üslup sahibi yazar Nihat Sırrı Örik’in okuduğum bu üçüncü kitabını da çok beğendim. Çocuklukta başlayan duyguların insan hayatını nasıl etkilediğini, anne-babanın tutumlarının kardeşler arasındaki ilişkileri nasıl belirleyebilirdiğini anlatıyor. Haksızlığa uğramış olma hissini ve kıskançlığın sonrasında nasıl intikama yol açabileceğini gösteriyor. Bazı insanlar belirli dönemlere, belirli duygulara kapanıp kalıyor, bazı insanlar ise ne olursa olsun yollarına devam ediyor. Önemli haksızlığa adaletsizliğe uğramadan, önemli haksızlık ve adaletsizlik yapmadan ömür geçiren insan sayısı herhalde çok az. Neyse ki öbür dünya inancı var. Umulur ki, bu dünyada mümkün olduğu kadar haksızlık, adaletsizlik yapmayanlardan olalım.
Birincisi, her ne kadar 14 Temmuz'da Parislilerin Bastille'i ele geçirmesi Fransız İhtilali tek bir olaydan ibaret değil. Onu komplike yapan da bu zater anından söz edemeyeceğimiz gibi, ihtilali tek bir döneme ayırmak da imkansız. Feodal sistemi tasfiye etmek için siyasi mekanizmalar içinde bir çözüm bulmaya çalışarak başlanan devrim kısa sürede radikalleşti. İlk başta, kişisel hakları güvence altına almak, hukuki eşitliği sağlamak, adaletli bir vergi sistemi inşa etmek gibi iliımlı hedeflerle yola çıkılmıştı belki ama, birkaç sene içerisinde, kiliseleri kapatan, kendine yeni bir din ve takvim icat eden, pogromlarla masum insanları katleden ve aralarında birkaç sene öncesinin kahramanlarının da bulunduğu binlerce kişiyi hukuksuzca giyotine gönderen bir devrim çıkacaktı karşımıza.