Berlin'de araştırma yapan sosyal bilimcilerimizle yaptığı bir konuşma esnasında Prof. Dr. Murat Çizakça, Arnold Toynbee'nin 'hiçbir ülke, Türkiye gibi Batılılaşmaya çalışmamıştır' sözünü aktarmış ve Uygarlık Sınavında adlı kitabına atıfta bulunarak Toynbee'nin, Avrupa'nın hiçbir zaman Türkiye'nin Batılılaşma çabalarını ciddiye almadığını, bu çabaları 'küçük gördüğünü' söylediğini belirtmiş. Prof. Çizakça'ya göre, Toynbee, şunları yazıyormuş: "Türkiye'yi küçük görmekte haklıyız. Çünkü bizi taklit edene niçin saygı duyalım? Ben ancak medeniyetime katkıda bulunabilecek olana saygı duyarım."
İslam’ın ´terörisť bir din olduğuna ilişkin o mahut ve maalesef hâlâ geçerli olan safsata, işte bu oryantalist ideolojik arkaplan üzerine inşa edilmiş ve Marx'ın ATÜT toplumlarına atfettiği despotizm ile Weber'in İslam toplumlarına atfettiği militarizm, bir 'yoğunlaştırma’ (condensation) işlemiyle dönüşerek 'terörizm'i üretmiştir. Dolayısıyla, İslam'a atfedilen 'terörizm', Marx'ın 'despotizm' kavramı ile Weber'in 'militarizm' kavramının, deyiş yerindeyse, nesebi gayrısahih çocuğudur! Kavramsal bir veledizina!
Öteden beri ve israrla söylediğim şudur: İki yüz yıllık Avrupalılaşma serüveninin bizi getirip bıraktığı yer, Oryantalizmdir. Biz Batılılaşmadık, oryantalistleştik, diye düşünüyorum. Oryantalizm, yani kendimizi Avrupalının gözüyle görmek! Batılılaşmadan kalkıp Oryantalizme varmak!