“Güllerin en dikenlisine,yolların en meşakkatlisine.
Benim arsız kalbim güvenli sularda atmayı bilmez ki...
İlla çaresiz acılara,illa onulmaz kederlere göz kırpar.
Yüzüne rüzgâr değdiğinde karnında kelebekler uçar.
Güvenli hissetmediği bir gökyüzünde,ayakları diken içinde... Mütemadiyen...
Bu duyguların hepsi rahmine doğduğum evin yadigârı bana. İnsanın en güvendiği duygu,en tanıdık hissettiği duyguymuş meğer.
Bu hakikati bilmek de onu değiştirmeye yetmezmiş her zaman.”
“Belki de ondandı bu kadar çok gülmesi.
Bütün hüznünü bastırırcasına güler,dans eder
ama dalar bazen gözleri…”
”Meşhur diller ve nafile vaatler
ancak aç gönülleri kandırır.
Doysa kız çocuğu oysa evinde,
gerçek sevgiyi nerede görse tanır.”
•••
•Bir insan hem dünyanın en özel hem de en kötü duygularını aynı anda hissettirebilir mi?
Narsist kişilikler tam da böyle hissettirirler.
İlişki başında Love bombing yani seni göklere çıkaracak kadar süprizler,sevgi sözcükleri,hediyeler,aşırı ilgi yoğunluğu,sonrasında ise görünmez oluyorlar,ortadan kayboluyorlar yani” Ghosting”.
İşte bu hissi,eserdeki bir kadın şöyle ifade ediyor.
“Kendimi hoyratça kullanılmış bir paspas gibi hissediyorum.”
Kitaptaki tüm karakterler öyle güzel işlemiş detaylandırılmış ki ,duygu yoğunluğunu hissettiren de bu sanırım.
Narsist kişiliklerle sürekli temas halinde olmak,insanın kendiyle çelişme hissi,kendini sürekli sorgulama hali,sürekli suçlu hissetme ,o kadar yıkıcı duygular ki tüm sayfalarda bunu ikilerime kadar hissettim.Bu dengesizlik dengesizleştiriyor,insanın duygu düşünce dünyasını darmadağın ediyor.
Ailede görülmemiş,sevilmemiş,kendini var edememiş insanlar böyle hastalıklı kişiliklerin perdeli süslü sevgi ağına ,tuzağına hemen düşüyor…
Bu hastalıklı ruhlarla cebelleşen,yara alan iki kadın Melal ve Sadberk …
İnsan