Gençliğimde önümdeki hayatı en büyük derdim olarak görürdüm. Önümde bir hayatın uzanması ve henüz genç olmam benim tek derdimdi. Diğer dertler bundan sadır olmuştu çünkü. Dert, onunla yaşayacağını düşünmektir, gelip geçicilik dert değildir diye düşünürdüm. Yarın ya da öbür gün ya da gelecek ay ölecek olsam benim ne derdim olabilirdi ki; dert yaşamaktır, bunu iyi biliyordum.
Erdemlerimiz, özgür, değişken, kullanımı daimi şekilde bize ait şeyler değillerdir; zihnimizde erdemlerimiz, karşılaştığımızda kendilerini harekete geçirmeyi görev bildiğimiz olaylara öyle sımsıkı bağlanmıştır ki, karşımıza farklı nitelikte bir olay çıktığında, gafil avlanır ve bu erdemlerimizi kullanabileceğimi aklımıza bile getirmeyiz.