Spoiler içerir!!
1961 düzeninde, gündüz normal sıradan yaşanabilir sokaklar; geceleri çocuk yaşta denebilecek çetelerin zorbalıklarıyla tehlikeli sokaklara dönüşüyor. Alex'in liderliğini yaptığı çete, yaşlı adamları dövüyor, kadınlara tecavüz ediyor, evlere ve dükkanlara soygun yapıyor. Bunları yaparken eğleniyor ve zevk alıyorlar. Kitabın başından sonuna kadar bir vicdan azabı aradım, kırıntısına dahi rastlamadım. Bazı sahneleri rahatsız edici buldum. Ballandıra ballandıra anlatılan tecavüz sahneleri sinirimi bozdu. Yazar neyin kafasını yaşamış bunu yazarken diye düşünüp baktığımda Anthony Burgess'e kanser tanısı koyulduğunu ve bir yıl ömrü kaldığını; bu yıl içerisinde 6 tane kitap yazıp ölümünden sonra karısına maddi rahatlık sağlamak istediğini öğrendim. Yaşadığı kafayı biraz olsun anlamış oldum.
Su testisi su yolunda misali Alex ve çetesi bir gece kedilerle dolu yaşlı bir kadının evini basar, Alex kadının ölümüne sebep olur ve o anda polise yakalanır. Burdan sonra hikaye bambaşka bir hal alıyor.
Devlet tutukevinde geçirdiği iki yılın sonunda bir deneye kobay olan Alex, serbest bırakılır. Bu insanlık dışı görülen deney; suçluların artması, hapishanelerin yetersizliği, suçluların topluma kazandırılması gibi nedenlerle devletin bulduğu bir çözümdür. Çözüm, niyetini karşılar. Evet Alex artık istese de suç işleyemiyor, fakat insanca da yaşayamıyor.
Yazarın düşünmemizi istediği konular, 'iyi ya da kötü nedir?', 'insan özgür iradesiyle seçemediği davranışlar doğrultusunda iyi veya kötü olabilir mi?', 'eğer davranışlarımızı düzenleyen yasalar kurallar vs olmasa yine iyiliği seçer miydik?' Düşünmeye sevk ettiği konular oldukça başarılı. Eğer Alex karakterine takılmaz, özü görebilirsiniz okumaya değer bir yapıt.
Şunun altını çizerek söylemek istiyorum ki; Asla ve Asla
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma