Fakat biz farkında olmasak da, ruhumuz içten içe orayı özler ve o ayrılığın acısını çeker. Bizler ister bilincinde olalım, ister olmayalım, kovulduğu ve artık unuttuğu o âlemin sancısıyla ruhumuz hep huzursuzluk içinde kıvranır. O yüzden bu dünyada hiçbir şey insanı sürekli mutlu etmez. Tam mutlu ve huzurlu olacağını sandığı anda, derin bir mtlutsuzluk ve huzursuzkukla burun buruna gelir.
Daha önce Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını okumuştum. Rus edebiyatı açıkçası pek ilgimi çekmiyor. Ya da belki Rus edebiyatı olarak özelleştirmemeliyim; genel olarak iç seslerin, sorgulamaların çok yoğun olduğu romanlar beni biraz sıkıyor, ve okumam uzun zaman alıyor.(Daha önce bunu Ahmed Hamdi Tanpınar- Huzur okurken de yaşamıştım mesela.)
"Kumarbaz" da bana hediye edilen bir kitaptı. Kalın olmadığı için ve boş zamanım da olduğundan okuyayım dedim. Daha önce okuduğum Rus edebiyatı romanlarına kıyas güzel ve akıcıydı. Okuduklarım arasından en iyilere oynar diyemem veya bu kitap bana çok şey kattı da diyemem ama vaktiniz varsa okunabilecek bir kitap.
Özellikle kitabı okuduktan sonra Dostoyevski'nin de kumar düşkünü biri olduğunu, hatta bu kitabı biraz da kendi hayatından esinlenerek yazdığını öğrenince bir tık daha hoşuma gitti. Hırsların, bağımlılıkların, tutkunun insanı nelere sürükleyebilceğini gösteren bir kitap. Aslında genel anlamda düşündüğümüzde her insan bazen hırslanabilir veya bir şeylere tutku ile bağlanabilir. Bence önemli olan kişinin kendisinin farkında olması, bilinçli olması ve her şeyi kararında yaşayabilmesi. Çünkü iyi duygular bile fazlalaştığında kişiyi kötü etkilemeye meyillidir.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma