Halid

Halid
Marmara
İstanbul
30 Ekim
27 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
O halde başta sorduğumuz soruya cevap olarak yaptığımız araştırmada vardığımız sonucu özetleyecek olursak şunu söyleyebiliriz: Evet,Orta Çağda Islâm dünyasında, yüksek düzeyde bir "felsefe" hareketi vardır. O, özellikle yukarıda temas ettiğimiz alanlar ve bu alanlarda çalışmalar yapan kimseler tarafından temsil edilir ve yine o, gerek özel olarak Islâm uygarlığının ayrılmaz bir parçası olarak, gerekse Batı felsefesinin gelişmesinde önemli bir basamağı oluşturması bakımından evren sel kültür içinde önemli bir yer tutar.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Reklam
felsefenin çoğu kez, doğrudan doğruya varlığın bilgisi olmayıp, varlık hakkında çeşitli yollarla elde edilen bilgi deney ve birikim üzerinde çalışan, onların analiz ve değerlendirmelerini yapan ve bu
Sayfa 39·Kitabı okudu
Bunlar, Islam'dan önceki bir dünyada başlatılmış olan bir işi, bir etkinliği devam ettirmekte, bir ilgiyi ve kaygıyı sürdürmekteydiler. Tek cümle ile bu insanlar, kendilerine intikal etmiş olduğu biçimi ile Yunan veya Antik felsefeden tevarüs etmiş olduklar sorun ve konular üzerinde eski Yunan veya Antik çag filozoflarının yöntemlerini uygulayarak insan, evren, toplum, Tanrı vs. üzerinde bir bilgi değerini içeren sonuçlara varmak isteyen insanlardı. Bundan dolayı onların yaptığı işe, o işin eski dünyadaki adı olan ad, onların kendilerine de o işi eskiden yapan insanlara verilen ad verildi veya bu adlarArapçalaştırılarak korundu.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Bir âlimin varlığın içyüzüne bakışıyla bir şairin kâinata bakışı aynı mıdır? İlkinin gerçeği araştırmaya adanmış bakışlarında küçük bir kırgınlık, büyük bir sükûnet görülürken ikincisinin benzersiz bir cennetin hayaline dalmış kararsız gözlerinde bir hüznün, bir ıstırabın varlığına şahit olunmaz mı?
Sayfa 3·Kitabı okudu
Bugün romanlar birtakım düşünce oyunlarına dayanan acayip hikâyelerdeki çocukça şekilden çıkarak, tabiatın sırlarına karşı ilim ve fennin kazandığı zaferlere ve insanlığın kalbine dair senelerce sürdürülecek araştırmaların verdiği tecrübelere dayanarak yüksek bir şairane üslupla yazılır. Buna "edebiyat eleştirisi ilmi" tabirini kullanmak uygundur sanırım. Üsluba gelince... Bizde anlatımın yetkinliği yalnız Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaların doğru olup olmamasında aranıldığından olsa gerek eleştiriler, itirazlar daima bunlarla sınırlı kalıyor.
Reklam