Biz bu topraklarda Allah ümidiyle gıdalanan, devlet nizâmina aşık Fatih'in çocuklarını arıyoruz. Biliyoruz ki hasta gönül leri tedavi edecek olan, Süleyman Çelebi'den bir beste, Mevlânâ'dan bir nida, Fatih'ten bir selâm, Yunus'tan bir müjdedir.
Dostlarım, dost ile düşman birbirine karıştı diye yeise kapılmayalım. Bir büyük dost var ki ondan vaad aldık. Yeisi, zulmü, kahrı yok edeceğiz. Muzaffer olacağız. Ancak unutmayalım ki zafer, ümit ile imandan ayrılmaz. Ümit ile iman dünyamızı aşk ile dolduracaktır. Aşkın korkusu olmaz. Korku ile uyku yu, kuyruğuna basılınca saldırmak illetine müptelâ olanlara terkedelim. Güneşi bir an bile sönmeyen sonsuzluğun yolcularıyız. Hayata söz verdik, ölüme söz verdik, ebediliğe söz verdik. Zaman ve vücut vehimlerini bırakıp korkusuz ve hürriyetini bizzat kendi tasdik etmiş bir ebedî yaşayışın icaplarını yerine getiremiyecek kadar küçülmeyelim.
Fatih'in çocukları, siz güneşin batmasından korkar mısınız? O bir vehimdir ve muvakkattir. Yarın sabah güneş mutlaka doğacaktır. O halde güneşi batırdık, batıracağız diyenlerden de korkmayın.
Siz uyuyanlardan korkar mısınız? Kendilerini uyanık sanarak uykuda dolaşanlardan da korkmayın.
Mevlânâ'nın torunları, siz hak ile konuşmayan dilden, kendini görmeyen cesetten korkar mısınız? Siz korkudan korkar mısınız?