Milliyetçiliğimizin bayrağı Fatih tarafından Ayasofya'ya çekildi. Yavuz aynı mâbette hilâfeti teslim alırken Büyük Muhammed'in davasının hizmetkârı olacağını haykırarakbu dâvanın ruhuna İslâm'ın mukaddes kanını karıştırdı.Toprağıyla, havasına İslâm'ın ruhu sinen Anadolu'da Osmanoğulları'nın kurduğu ve altıyüz sene onların eliyle gelişen büyük devletimizin yaşattığı ideal işte böyle bir milliyetçilikti. Başından sonuna kadar milliyetçilik davasına sadık kalan, Türkleştirme ve İslâmlaştırma siyasetini ön planda tutan bu devletin yıkılışını milliyetçiliğimizin başlangıcı sayanlar, bizden olmayanlarla, bizi bilmiyenlerdir. İslâm'ın ruhundan tiksinenler, son asırlarda müslümanlığın mümessillerindeki zaaftan kuvvet alarak, tarihin çağları içerisinde gelişen gerçek milliyetçiliğimizi red ve inkâr ederek, iptidâi kâbile ruhunun hayatında milliyetçilik tohumları ve totem kültüründe ruh kaynakları aradılar. Elbette netice hüsran olacaktı. Vatandan uzaklarda vatan aramak, vücuttan uzaklarda ruh aramak gibi bir vehimdi. Bugün bu vehimden kurtulan nesiller, milliyetçiliğimizin prensiplerini, yani dayandığı temelleri uzaklarda aramasınlar.