Halid

Halid
Marmara
İstanbul
30 Ekim
27 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Aşk odu evvel düşer maşuka andan âşıka/ Şem'i gör kim yanmadan yandırmadı pervaneyi Aşk ateşi önce sevilene, ondan sevene düşer / Muma bak, önce kendisi yanmadan pervaneyi yakmadı.
Reklam

Halid

, bir kitap okudu
Puan vermedi·105 syf.·
Beğendi
·
2022 13. kitabı
Sadık Hidayet
8.4/10 · 2.876 okunma
-Hiç tuhaf biri işte. Daha bu bir şey değil; öyle şeyler diyordu ki insanın tüyleri diken diken olur. Diyordu ki: "Irkımizdaki bozukluk çocuğundan, gencinden, yaşlısından belli Yaşadığımızı sanıyoruz, oysa hayatla dalga geçiyoruz. Bir eşek kadar bile kafamız çalışmıyor; hep kazığı yiyen biz oluyoruz. Ama kendimizi en akıllı varlık sanıyoruz. Mucizevi bir şekil de ortaya çıkacak ve canımıza okuyacak bir diktatör bekliyoruz hep. Yirmi yıldır Rıza Han'ın soytarıları tepemize bindiler. Artık sesimiz çıkmaz olmuş: aynı senaryoları tekrar oynatıyorlar.Kültürel, bilimsel ve sosyal hiçbir faaliyette aklımızı kullanmıyoruz. Sanatımız çanak çömlek yapmak, kurumlarımız nuh nebuden kalma, felsefemiz şüpheler, hatalar üstüne tartışmak. yemeğimiz ciğer tava. Ne zevk var, ne sanat, ne de mutluluk Hep hırsızlık, hep üçkâğıtçılık, hep ağıt yakma. Kokuşup paralanıyoruz. Sufisiyle, dervişiyle, yaşlısıyla, genciyle, esnafıyla, dilencisiyle hepimiz para ve makamın büyüsüne kapılmışız; hem de en utanç verici ve çirkin şekliyle. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanların bir şeye veya bir hakikate bağlanması normaldir. Ama burada alçaklık ve rezalet diz boyu. Aşağılama dönemi." Daha başka şeyler de söylüyordu. "Burası kaçakçıların, hırsızların cenneti, insanların zindanı. Bu vatan denilen kadını ne kadar allayıp pullayıp Alkapon'un kucağına atsalar da, yaran yok artık. Çünkü her taraftan kokuşmuşluk dökülüyor. Bugünkü yöneticilerimiz Şah Sultan Hüseyin döneminin yu zünü ağarttılar. Tarihte bu dönemin utanci zemzem ve kevserle bile yıkanamaz. Biz dünya denilen foseptik çukurunda yaşıyor, kurtlar gibi fakirlik, hastalık ve pislik içinde kıvranıyor, en iğrenç şekilde hayatta kalıyoruz. Işin komik yanı, en güzel şekil de yaşadığımızı sanıyoruz!" Şimdi Hacı Aga, ahlaki ve manevi temellerimizin
Sayfa 74·Kitabı okudu
Hayat şartlarının pek yavaş değiştiği modern öncesi koşullar da, böyle bir tutum istikrarla çoğulculuğun iyi bir birlikteliğine imkan veriyordu. 19. yüzyılda hayat şartlarının sür'atle değiş meye başladığında, bu, kesin cevaplar talep eden ve aynı anda farklı hakikatlerin bir arada bulunmasını kabullenmek isteme yen bir kültürün meydan okumasıyla gerçekleşti. Kutsal met nin çoğul hakikatine dair bilinç de gitgide kayboldu. Muhtelif eski yorumlar artık diğerleriyle beraber geçerlilik taşıyan seçe nekler olarak değil de, tek doğru yorumu bulmak için yapılan denemeler olarak görüldüler. Şimdiyse en iyisi, tek bir yoruma sahip olmak gibi görülüyordu
Sayfa 121·Kitabı okudu
Bu esası kabul edince, yine Kur'an okuma tarzlarına benzer biçimde, Kur'an yorumlarının çoğulluğunu bir zaaf değil zenginlik olarak görürsünüz. Klasik yorumcular, aralarında bazen görece zor anlaşılır olanların da bulunduğu çok sayıda tefsir imkanını yorumsuz olarak yan yana koyarken, yine bu paralel hakikatlerin mümkünlüğü ilkesini takip ederler yalnızca. Fakat 19. yüzyıldan itibaren bu ilke Batı' da artık anlaşılmaz hale gelmiştir. Kur'an yorumlarının anlam katalogları, "skolastik" müşkülpesentlik ve otoriteye bağımlılık olarak görülmüş hatta müfessirlerin Kur'an'ı anlayamadığının işareti olarak kabul edilmiştir.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Reklam