Millî birlik dediğimiz duygu ve irade birliğinin ilk ve temel hakikatı, millet halkının yer yer üniversiteleriyle kalp ve inanış birliği yapmasından meydana gelmiştir. Üniversiteler bu birliği kurucu olmazlarsa, bir millet içinde her şehir halkı ve bir şehrin her köyü, nihâyet her teşekkül birbirini bölen, durmadan parçalayan menfaat yarışmaları yaratmakla geçinirler ki, bu hal, millet olması istenen cemaatı içinden kemirir.
Hazreti İsa, zengin delikanlıya verdiği öğütte, "git bütün varını sat ve fakirlere dağıt!" demekle fakirleri değil, zenginliğin çürüttüğü delikanlının rûhunu düşünüyordu. Biz, kazanç hırsiyle çürüyen, hem de çürüdüğünü bilemiyen rûhları düşünmeye mecburuz. En büyük merhametimiz onlara çevrilmelidir.
Fakirlerle yoksullara gelince, sosyal yardımın, sadaka veya bağış şeklinde onlara çevrilmesi haksızlık, belki de bir zulümdür; başkalarının hakkı olan rızkı onlara sadaka diye uzatan gururumuzun zulmüdür. Hayır. Bütün insanlara hakları, hak diye verilmelidir. Hakkı olmayanı vermekse, almak gibi haksızlıktır. Birine, hak etmediğini alkışla bağışlamak; öbürüne, hakkı olanı sadaka diye uzatmak: Bu zûlmün hesabını Allah bizden soracaktır.