Hürriyet, benliğin karanlıklaşmasının ötesinde ıstırap yoluyla canlı vücudun ta derinliklerine kadar yayılan içsel bir aydınlıktır. Benliğin bu aydın görüş içinde kendi tasdikini gölgeleyecek olan bu baş dönmesi veya bulanıklık, bütün varlıkta hareket hürriyetini ortadan kaldırmak sûretiyle insana ancak kendini unutturur, kendisini inkâr ettirir. Bu kendini inkâr, harekette, kendine nefsine karşı samimiyetsizliğie ulaştırır. Böylece, şuur hayatındaki bir baş dönmesi, hareketi ölüme, olmak istediğini olmamaya mahkûm etmek sûretiyle ahlâksızlığa götürebilir.
Devlet, adaleti sâdece hâkim kılmakla kalmamalı, onu bilhassa öğretmelidir de. Devlet, dayanışma hareketinin şuûru olmalıdır. Devletin üstüne aldığı vazife, insanî ve evrenseldir. Onun görevi, ferdî hareketin verimini toplamak ve evrensel olabilmek için ona yeterli güç ve enerjiyi sağlamaktan ibârettir.
Demokratik rejim, efendilerin sayısını arttırmaktan başka bir şey getirmez. Spencer'e göre, "bugünün siyasetinin büyük hurafesi, parlamentoların ilâhi hakkını tanımaktır." Kilisede taç giyme törenlerinde dökülen "mukaddes su, bazı tedbirler alınmadan bir tek kişinin elinden alınıp, gerek takdis edicilere, gerekse buyruk sahibi yüzlerce başa birlikte dağıtıldı." Ona göre, gerçek liberalizmin görevi, "meclislerin gücünü sınırlamak" olacaktır.