Hayatta istediği hemen hemen her şeye kavuştuktan sonra, varlığının hiçbir anlama gelmediği sonucuna varmıştı; çünkü her şey her gün aynıydı. Böylece ölmeye karar vermişti.
Yaşamı boyunca pek çok kez fark etmişti Veronika, tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyormuş gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı; çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı.
Küçük bir ülkenin ölü doğan ruhunu yeniden canlandırmak için kıvılcım çıkaran birkaç aydının; ve o kıvılcımı destekleyerek büyük bir yangın oluşturmaya çalışan halkın öyküsü... Okur, şahsi veya ulusal birçok düşünce çıkarabilir bu kitaptan. Bazılarımız Finlandiya'nın kurtuluşunu metafor olarak benimseyip, şahsi hayatına bile uyarlayabilir kitapta anlatılan özverili gayreti. Ben tarafından bakacak olursak, ülkemizin ve bizlerin yegane ihtiyacı olan uyanış anlatılıyor kitapta. Zenginlerin, sanatçıların... Kısacası üst sınıftaki herkesin altı sınıfa olan önyargısını kırıp el uzatması, kalkındırması işleniyor. Gerçekten bir halk olma süreci, ne perde var insanlar arasında ne para. Zaten ancak bu şekilde birliğin getirdiği güce erişebilir bir toplum. O güç ne zenginlik karşısında rezil edebilir insanı, ne insan karşısında köle.
Okunmaya değer bir kitap olduğu çok açık.
Öğrencilerinize şunu söyleyin, yüksekokullar diploma atolyeleri değil. Yüksekokullar, canlı mumların fabrikalarıdır, ülkenin zihinsel ve manevi aydınlatılması için merkezi istasyonlardır.