Okurken zorlandım , akıcı bir roman değil bence. Sürekli geçişler var , kimin nerde , hangi zaman diliminde , ne yaptığını anlamak biraz kafa karıştırıcı.
Kerim'i Üniversiteye Ankara teşkilatı yolladı. Moskova'da en candan dostum. İki şeye dehşetli düşman : Cıgaraya, yalana. Yanında cıgara içirmez bana. "Yalanı yalnız düşmana söyleyeceksin, karıya bile, pohpohlamak için de olsa, yalan söyleyen, erkek değildir." Anuşka'nın arkadaşlarından bir kızla tanıştılar, araları da şekerli ballı, ama kız bir kere olsun Kerim'e : "Seni çok seviyorum, Marusa," dedirtemedi.
- Beni sevmiyorsun demek, Kerim.
- Sevmez olur muyum?
- Çok mu?
- Çok değil...
- Niye çok değil?
Ne bileyim. Çok değil işte. Çok seversem çok derim, ama daha öyle çok sevdiğim yok seni.
İnsan beyninin mükemmelliğini ve deliliğin sınırlarını yorumlayabileceğiniz kısa ama çok net bir öykü/hikaye. Çok beğendim. 2 saatte bitecek bir kitap.
SatrançStefan Zweig · Ren Kitap · 2017279,3bin okunma