Halil Uludağ

Halil Uludağ
@haliluludag
Yaşamı boyunca bütün gücünü ve emeğini Türkiye için harcadı ve yaşamı, -kendilerini içki içme ve siroz şeklinde ortaya koyan- oral çatışmalarına geri çekilerek teslim olma biçiminde sona erdi. İnsan ister istemez bütün bir süreci romantikleştirme ihtiyacı duyuyor; olağanüstü yaratıcı bir sentez içinde Türkiye'ye verebileceği her şeyi verdikten sonra yaşamının bir tür "fedakârca intihar" ile sona erdiğini söylemek istiyor. Kim bilir belki de bu son söylediğimiz gerçeğe daha yakındır.
Reklam
"Atatürk, sık bir ormanı andıran Türk siyasetinin içinde sağduyuya dayanan kama şeklinde bir yol açtı. Modern Türkiye'nin Babası'nın zamanında, bu kamanın ucu öylesine genişti ki, başlangıçta bütün ormanı temizliyormuş görünüyordu. Onun ölümünü izleyen onyıllar içinde bu geniş yol daraldı; ağaçlar yükseldi, kökleri dört bir yana yayıldı. Ancak bu yolun genel doğrultusu bugün de korunuyor ve istendiğinde bu yol üzerinde yol almak hâlâ mümkündür"
İstanbul'daki ziyaretlerinin bitiminde İngiliz heyeti Avrupa'ya kara yoluyla dönmeyi planlamıştı. Atatürk kendi cumhurbaşkanlığı trenini VIII. Edward'ın emrine verdi ve Kral 6 Eylül'de Viyana'ya gitmek üzere hareket etti. Hatıratında VIII. Edward, Atatürk'ün gözlerinin "hayatında bakmış olduğu en nüfuz edici" gözler olduğunu söyler. Kral aynı zamanda alaycı bir üslupla Atatürk kendisine reformları anlatırken "Yunan Kralı George'un kaderinden yakınan melankolik sesinin, modern dünyadaki gücün gerçek ve hayalleri konusunda bir karşı tez sağladığını söyler."
Romanya Kralı II. Karol ile 1938 / Haziran
Doktoru yanında idi. İki devlet başkanı yemekte Avrupa meselelerini tartıştılar. Bu buluşma hakkındaki bir hikâye, Atatürk'ün içinde bulunduğu trajik durumu ortaya koyar: Atatürk misafir Kral'a alkollü içki verilmesinde ısrar etmiş ve doktoruyla tıbbi nedenlerle yasaklanmış olmasına rağmen ev sahibi olarak kendisinin de bir şeyler içmesinin gerektiği konusunda tartışmıştı. Doktor bir taviz olarak hastasının bir parmaklık içki içmesine rıza gösterdi. Doktorun düşündüğü bir parmağın eni kadar içki içilmesiydi. Garson içkileri koyarken Atatürk ölçü olarak parmağını dikine tuttu ve kendisinin yalnızca bir parmak içki içilmesini isteyen doktorun sözüne uymakta olduğunu söyledi.
Ziyaret esnasındaki sohbetleri sırasında söylenen bir söz Atatürk'ün hazırcevaplığının küçük bir örneğidir. Kral, Atatürk'e eğer Anlaşma Devletleri'nin yaptığı öneriyi kabul etmiş olsaydı, Anadolu'ya ayak basanın Yunan ordusu değil de Yugoslav ordusu olacağını itiraf ettiğinde Atatürk'ün cevabı "Öyleyse geçmiş olsun diyeyim Ekselans" olmuştu.
Reklam