Halil Uludağ

"...ne harp meydanlarının kanlı hengameleri, ne zafer toplarının sağır edici patlayışları, ne bir ülkeyi yeniden var ediş cehdi; ne de hiçbir faniye nasip olmamış şan ve şeref, ikbal ve şevket şenlikleri bir türlü teskine muvaffak olamıyordu."
Reklam
"Tabiaten her insan içinde yaşadığı cemiyette hayatın en mesut, en kolay, en tatlı taraflarının kendisine düşmesini ister, ve en kuvvetli olan kendisinden zayıf olanları hiçe sayar. Bunun neticesi huzur, sükûn, emniyet ve intizam içinde yaşamak imkânsızdır. İşte insanlar arasında kavga yerine birbirine yardım, karşılıklı hürmet, intizam koyan, herkese haklarını ve vazifelerini tanıtan hukuk kaideleri ve kuvvetin bulunması sayesinde kabildir. Devlet herkesin hakkını ve vazifelerini tayin eder. Hiç kimse tayin edilen hudut haricinde bir hak iddia edemez"
Liderin çekiciliği, onun insanda hem korku hem de sevgi uyandırıyor olmasına dayanır ve kimi zaman acımasızlık belirtileri göstermesi bu durumu pekiştiren bir durumdur. Olağanüstü bir liderlik yeteneğine sahip eylem adamı ikili bir karakteristiğe sahiptir ve herhangi bir büyük liderin yakından incelenmesi çoğu zaman bu durumu doğrular.
Hiç kimsenin Mustafa Kemal'in mavi gözlerinin içine gözünü kırpmadan bakamadığı söylenir tıpkı güneşe doğrudan bakılamadığı gibi.
Bütün bu sürecin belli noktalarında yaşanacak bir tıkanıklık bu projeyi çıkmaza sürükleyebilir, Mustafa Kemal yerinden kıpırdayamaz hale gelebilirdi. Fakat her şey yolunda gitti. Bu noktada insanın aklına Schiller'in şu sözü geliyor: "Yaşamın iki ana yolunu birbirinden ayıran sınır ne kadar da ince".
Reklam