Halil Uludağ

Halil Uludağ
@haliluludag
TÜRKÇEDE Son zamanlarda yaygın ve bazen yanlış olarak "karizmatik" kavramı kullanılmaktadır. Weberyen bir tabir olan, kilise literatüründen alınma ve Yunanca bir kelime olan karizma yanılmaz, güvenilir ile eş anlamda kullanılan bir kavramdır. Osmanlıcadaki karşılığı ise “sahibkırandır." Karizma kelimesi tam olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi liderleri ifade ediyor. Yanılmasına ihtimal verilmeyen, güvenilen bir lider... Kaldı ki Atatürk liderlik vasfıyla doğmuş, herkesin görmeyeceği şeyleri görebilen, ileri görüşlü ve bu sebeplerle de karizmatik diye tavsif edilebilecek bir şahsiyettir.
Sayfa 423·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mesela Çankaya sofrasında Atatürk, sık sık 1929'dan sonraki uygulamalardan rahatsız olduğunu söylemekte, hatta diktatörlükle bağlantılı ifadeler kullanıyor. "Bu vaziyetten hoşnut değilim, ben de fani bir insanım ve biz Cumhuriyeti kendimiz için kurmadık. Ama görüntü bir çeşit diktatörlüktür. Yani oraya dönüşmüştür” demişliği vardır. Hatta Atatürk , İsmet İnönü'nün Recep Peker'e hazırlattığı bir raporu görünce, "Bu düpedüz İtalya faşizmidir” diyerek sert tepki göstermiştir. İtalyan Faşizmine, Duce'nin açıkça ifade ettiği Türkiye üzerindeki emellerinden dolayı düşman ve müteyakkızdı. Atatürk'ün kendi döneminde uyguladığı sistem kuvvetler birliğidir. Atatürk, kuvvetli bir adam olduğu için, cumhurbaşkanı olarak her şeye müdahale ediyordu. Ama İsmet Paşa'nın başbakan olduğu bir yerde bilhassa bu tip müdahalelerin pek kolay olmayacağı, müsaade edilmeyeceği de açıktır. İsmet Paşa, işi kendi başına götürüyor ve öyle götürmeye alışıktı. Tek
Sayfa 393·Kitabı okudu
Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları Cumhuriyet'i ilan ederek rejimin adını koydular, ancak, bu o kadar da kolay değildi. Çünkü mebuslar içinde hâlâ halifeyi ve padişahı isteyenler vardı. İkincisi, daha Cumhuriyet kurulmadan da önce, İstiklâl Savaşı'nın birçok kumandanı bile İstanbul'a girmek, onu geri alabilmek ümidinde değildi. Anadolu'nun bir kısmını kurtarmak onlara göre o an için yeterliydi. Halbuki Gazi Mustafa Kemal Paşa karşı tarafın açığını görmüş ve "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" demişti. Cumhuriyet'in ilanı da böyle bir uzak görüşlülüğün eseridir. Atatürk inkılablarını yavaşlatan, hatta saptıranlar da yine etrafındakiler olmuştur. Bu kadrosuz ortamda Atatürk'ün büyük bir özelliği vardır ki o da ikna ve uyum sağlamadır.
Sayfa 301·Kitabı okudu
Ancak şu bir gerçek ki, İstanbul Batılı istilacılar tarafından ikinci kez işgal edilmişti. (1204-1261) İlki Bizans'taki Latin Haçlı işgalidir. İkincisi ise Mütareke dönemiydi ve deyim yerindeyse Fatih Sultan Mehmed'den sonra, bu defa Mustafa Kemal Paşa'nın Türk ordusu şehri yeniden fethedecekti.
Sayfa 239·Kitabı okudu
Şunu da burada belirtelim ki Cumhuriyet'e giden yolda Gelibolu, Sarıkamış ve Haleb'te yaşananlar ve nihayet İstiklâl Savaşı, vatan savunmasını bilen nadir milletlerden olduğumuzu göstermiştir. Büyük kumandanlarımız ve devlet adamlarımız her defasında ortaya çıkabilmişse, işgalcilere kafa tutup bağımsızlığı başarabildiysek, Hiç şüphe yok ki, savaşın başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Paşa idi. Türkiye mareşali idi. Kendinden sonra ikinci mareşal Fevzi Çakmak Paşa'ydı. Mustafa Kemal Paşa'nın kendisinden kıdemli ve İstanbul Hükümeti nezdindeki görevini bırakarak Anadolu'ya katılan kumandana bir nevi şükran jestiydi.
Sayfa 229·Kitabı okudu