Devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. Zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karanlıklar içinde. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler... En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür.
Gerçekler nasıl ki hayatta gizli kalır, romanlarda açığa çıkarılırsa... Hakiki kişiler de romanlardadır. Doğru cevabı ancak onlar verirler "Ben kimim" sorusuna. Kendiyle arasında bir yabancılık, mesafe bulunmayan kimse yoktur halbuki. İnsan kendini insanda değil, roman kahramanının şahsında tanır. İdeal benliğimiz bir kurmacadır.