...bu coğrafyada ve toprakları üzerinde yaşamını sürdüren Kürtlere çok acıklı ve trajedik bir yaşam tattırdılar. Uzun yıllar boyunca unutulmayacak şekilde köylerini yakıp yıktılar, servetlerini ve imkânlarını yok ettiler, sayılamayacak kadar insanın kanına girdiler ve Kürtler için tarih boyunca unutulmayacak acı ve azap seansları uyguladılar.
Peki, bu “kardeş” millet ve ülkeler neden bütün bu olmazları yaptılar? Bence bunun sebebi bu insanların, Kürt coğrafyasını ve tarihini, Kürt halkının karakterinden olan kahramanlık ve şeref düşkünü olduklarından, tarih boyunca ecdadına ve diline sahip çıkıp her bedeli ödeyeceğinden habersiz ve cahil olmalarından kaynaklanmaktadır. Hatta her bir milletin “yaşam şartı” olan özgürlük, kültür ve milli dil gibi Kürt milletinin haklı taleplerini ve insani haklarını görmezden gelerek kendilerini kandırıyorlar. Ancak Kürt halkının bu meşru talepleri karşılandığı zaman özveri ile birlik ve beraberliğe yönelirler ve bu sayede ancak uzlaşma ve çözüm olabilir. Nitekim “bir savaş anında Allah hep inananlardan yanadır.”
Çünkü vakit muayyen olmadığından her vakit baş kesebilen ecel, ya idam-ı ebedîdir veyahut daha güzel bir âleme gitmeye terhis tezkeresidir. Hiçbir vakit kapanmayan kabir ya hiçlik ve zulümat-ı ebediye kuyusunun kapısıdır veyahut daha daimî ve daha nurani bâki bir dünyanın kapısıdır.
Eski Kürt Edebiyatı hakkında hiç bir şey bilmememiz gerçekten çok üzücüdür. Şüphesiz bu da Kürt tarihçi ve ilim adamlarının ihmallerinin bir sonucudur. Öyle ki hadise ve olaylarla dolu olan milli yaşantılarında önemli bir yer tutan bu yönü çok ihmal ettiler ve neredeyse tamamen unuttular. Bu çirkin ihmal ve affedilemeyecek günahla beraber, araştırmacılar için çok açık olan bir şey var ki o da Kürt şair ve edebiyatçılarının bir çoğunun Kürt dilinin dışında başka dillerde bir çok önemli edebi eser bırakmış olmalarıdır.