Memleket isterim
Gok mavi, dal yesil, tarla sari olsun;
Kuslarin ciceklerin diyari olsun.
Memleket isterim
Ne basta dert ne gonulde hasret olsun;
Kardes kavgasina bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farki olsun;
Kis gunu herkesin evi barki olsun.
Memleket isterim
Yasamak, sevmek gibi gonulden olsun;
Olursa bir sikayet olumden olsun.
Cahit Sıtkı Tarancı
Uzun bir inceleme oldu ama hiçbir bölümü kesip kısaltmaya uygun görmedim. Her detay konuşulmaya ve anlatılmaya değer!
Dünya Savaşı sırasında Amsterdam’da Nazi zulmünden saklanırken yazdığı günlük, tarihin en çok okunan kitaplarından biri olmayı başarmıştır. Anne’nin günlüğü 67 dile çevrilmiş , ortaokul ve lise müfredatlarında okutulmuş ve dünya çapında 30 milyondan fazla satılmıştır.
Saklandıkları süre boyunca, Anne korkularını, umutlarını ve yaşadıklarını kaydettiği bir günlük tutmuştu. Anne savaştan sonra bir kitap yayımlama hayali kuruyordu günlüğü de temel taşı olacaktı ama ne yazık ki ailenin tutuklanmasının ardından gizli bir apartmanda bulunan bu günlük ailenin tek sağ kalan üyesi ve çok sevdiği babası Otto Frank tarafından yayımlandı.
Öncelikle Anne Frank, Holokost’ta hayatını kaybeden, sayıları hiç de azımsanamayacak sayıda olan altı milyon insanın ve bir milyonu aşkın Yahudi çocuktan biridir.
Anne, Otto ve Edith Frank’ın kızları olarak 12 Haziran 1929’da Almanya’nın Frankfurt kentinde dünyaya geldi. Anne beş yaşına kadar Frankfurt eteklerinde bir apartman dairesinde annesi, babası ve ablası Margot ile birlikte yaşadı. Nazilerin 1933’te iktidara gelmesinin ardından Yahudiler için yaşam çok zor olmaya hayat yasaklardan ibaret sürdürülmeye başlandı. Buna dayanamayan Frank ailesi, Hollanda’nın Amsterdam kentine kaçtı. Otto, yakalanana dek yaşamlarını sürdürmek için gizlendikleri evi ofis olarak da kullanıp Opekta adını verdiği bir reçel firması kurmuştu. Almanlar Mayıs 1940’ta Amsterdam’ı işgal etti. Alman yetkilileri ve onların Hollandalı işbirlikçileri Temmuz 1942’de Yahudileri Hollanda’da Alman işgali altındaki Polonya’da bulunan ölüm merkezlerine sürmeye başladı.
1942 Temmuz’unun ilk yarısı boyunca Anne ve ailesi, diğer Yahudi aileleriyle birlikte