Rubailer-Dörtlükler/Ümit Yaşar OĞUZCAN
Çok geç tanıştığım bir şair diyeceğim ama aslında tam da öyle değil. Sanatçıyı var eden eseridir, Ben Ümit Yaşar'ı bilmeden tanıyormuşum; Milyon kere Ayten/Ahmet Selçuk İlkan, Yıkık/Kıraç,
Beni Kör Kuyularda/Münir Nurettin Selçuk, biraz kül biraz duman/Müzeyyen Senar,
bilki seni düşünüyorum/Hayati inanç, Beni Unutma/Zara,
Gece Ansızın Gelebilirim/Emel Sayın...
NFK'nin "Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurma dediği" böyle bir şey olsa gerek.
Kitabın ilk bölümü güzeldi belki de değildir. Dörtlükleri açıklanmış, okudukça hayretin artıyor, bu satırdan da bu mu çıkmış dersin. İleriki bölümde artık sen ve dörtlükler baş başa. Kendin anlıyor, anlamlandırmaya çalışıyorsun.
«Rübai», islam uluslarının edebiyatına iranlıların bulup verdiği tek türdür./Syf.8
Gerek rübai, gerek hümanist heyecan olarak, tarihin en ünlü ve en önemli dörtlüğü, herhalde Mevlana Celaleddin Rumi'nin «Baz a baz a herançi hasti baz » mısrasıyla başlayan şaheser rübaisidir.
Gel, gel yine, her neysen, kimsen yine gel,
Kafirsen, ateş ve put seversen yine gel:
Girmez ki umutsuzluk bizim dergaha,
Yüz tövbeni bozsan bile gel, sen yine gel/Syf.9
Hak her kulunun alnına bir şey yazmış;
Bir say bakalım alnı açık kaç kişi var. /Syf.14
Madem ki eşit geldik eşit gitmeliyiz
Haksızlık imiş, zulm imiş, artık bitsin./Syf.60
HER zevki tadıp her şeyi bilmek ne güzel
Her sevgiyi, her neş'eyi bilmek ne güzel
İnsanlığın alçaldığı bir dünyada
Bir insanı sonsuz sevebilmek ne güzel./Syf.96