Gülümün ordu
su ise pek çok esir ve ganimete karşılık orada Allah' a beş
şehit teslim etti. Nevfel'e gelince, o, vaktiyle amin denilen
dua gereği yerde' yatıyordu. Gülüm na'şının yanına gelip dua
buyurdu:
"Allah sana rahmet etsin. Yarın O'nun huzunına şu başın
arşın altında ve misk kokusu içinde varacaksın!"
Nevfel'in na'şi defnedilirken gülümü ayak parmaklarının
ucuna basarak yürür gördüm. Ebu Bekir de görmüş olmalıydı
ki sebebini sordu. Gülümün cevabına çok ama çok sevindim:
"Beni peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim
ki, Nevfel'in cenazesine gelen meleklerin çokluğundan ayak
larımı basacak yer bulamıyordum. Bir melek, kanadını be
nim ayaklarımın altına sermişti de ona basıyordum."
Ölüm hayatın zıddı değildi, bilakis hayatla başlıyordu ve
hayatın ta kendisiydi. Ölüme ilerlemenin adı hayat olmuştu.
Doğan herkes bu yolu yürüyor ve günü gelince de dünyayı
terk edip gidiyordu.