Deniz henüz uykudaydı, kıpırdamıyordu, birazdan hafiften bir yel onu uyandıracaktı. Tan atmadan esmeye başlayan yel, gecenin biriktirdiği nemle birlikte, balıkçının saatler boyu süren bacak ağrılarını siler süpürürdü. Kalkmanın tam vaktiydi,deniz laciverten garip bir beyazlığa dönüyordu. Gökyüzü hergün yeni biçimler hazırlayarak insanları şaşırtmaya devam ediyordu. Bir bakardın mor, bir bakardın pembe, bir bakardın süt beyazı, ardından rengarenk hale gelir, denizin ayna yüzeyinde ışıl ışıl yansımaya başlardı.
Deniz ekmek demek kapısı deniz hayat, deniz sevgili, deniz zalim, deniz suskun, deniz sevecen, deniz öfkeli. Bazen acından öldürür balıkçıyı, bazen de verdikçe verir.
Çukurova insanları gittikçe zalim, kötü, sevimsiz oluyorlar İl. Dost diyecek bir dost kalmamış. Herkes herkesin gözünü oyuyormuş, beş kuruşa insan anasını, babasını öldürmüş. Kendisi o kadar insan içine girmiyormuş.