Halise GÖK ŞAHİN

Halise GÖK ŞAHİN
@halisegokhg
Geçmemiş bu kış, gelmemiş bahar..
Tıbbi sekreter, koordinatör, sağlıksız sağlıkçı
İstanbul
Bakırköy
235 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·1025 syf.··
2021 17. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2021 22:44
Dostoyevski hayata veda etmeden önce yazılan son 400 bin kelime. Tolstoy evini terk ettiğinde yanına aldığı kitap. Bir başyapıt, bir varış, Dostoyevski'nin bize kalan en büyük armağanı. Karamazovlar. “Hayatta öğrenmek istediğiniz ne varsa hepsini Karamazov Kardeşler’de bulursunuz...” diyor ünlü yazar Kurt Vonnegut. 19.yy Rusya'sındayız, her aile kadar karışık bir aile olan Karamazovlar başrolde. Baba Karamazov ile başlayan günah ve varoluş sancıları zinciri apaçık ortada duruyor. Baba Karamazov Fyodor'un üç çocuğuna (+1) miras bıraktığı tek şey aciz ve eksik yanları aslında. Bu 3 çocuk; Dimitri, İvan ve Aleksey. Dimitri ilk eşten, İvan ve Aleksey ise ikinci eşten çocuklar. Dimitri askerliği, İvan okumuşluğu, Aleksey'de dindarlığı simgeleyen karakterler. Tüm bu etiketlerin ötesinde her karakter incelikle işlenmiş ve detaylandırılmış tabiki. Söylemeden edemeyeceğim İvan baştan sona benim favori karakterim oldu, tiradları kararları soruları hayattaki duruşu ile beni çok etkiledi. Özellikle isyan bölümünde anlattıkları, hayattaki kötülükleri ardı ardına cesurca ve acıyla sıralayışı çok etkileyiciydi. Aleksey ise durmadan sinir eden, fazla olgun bir karakter. Dostoyevski'nin çocuklar üzerinden göstermek istediği şeyleri pek çok açıdan söyleyebiliriz aslında; mesela Dimitri bedeni, İvan aklı, Aleksey de ruhu simgeler. Ya da Dimitri güçlülüğü, İvan entelektüelliği, Aleksey maneviyatı vs vs... şekillerde değerlendirilebilir. Dördüncü çocuktan yani +1 den neden bahsetmiyorsun diyen olabilir, onu da gayrimeşru, uçarı, asi çocuk olarak analım. Dostoyevski'nin yaşam hikayesini biraz olsun bilirsek kitapta yapılan göndermeleri daha iyi anlayabiliriz. Dosto'nun babası tıpkı Baba Karamazov gibi öldürülmüştür ve Dosto'nun 3 yaşında hayatını kaybeden Alyoşa adlı bir oğlu vardır.
İnsan ve Duygular
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·400 syf.··
2021 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2021 15:58
Yıl 1919, Prag.. Kafka ve Milena'nın bir kafede tesadüfen tanışmaları ile başlayan arkadaşlığı, Milena'nın Viyana'ya dönmesiyle birlikte yoğun bir mektuplaşma sürecine girer.. Milena'nın mektupları kendi isteği üzerine yok edilmiş olduğundan kitapta sadece Kafka'nın mektupları yer alıyor. Hal böyle olunca ilk başlarda saat başı, takip eden süreçte gün aşırı olan mektuplaşmanın, yalnızca Kafka tarafı gözler önüne seriliyor. Öte yandan Milena'nın okuyucu tarafından "bilinmeyen" mektuplarının Kafka'nın anlam dünyasından algılayarak çözmeye çalışmak bana keyifli geldi. Ayrıca bildiğiniz üzere Kafka kitaplarının yayınlanmasını istememiş, en iyi arkadaşı Brod'a, yazdığı eserlerin yakıp yok edilmesi vasiyetinde bulunmuştur. Ancak Brod Kafka'yı "zamanımızın en büyük yazarı" olarak görmüş ve eserlerini yayınlamak hususunda çok isabetli bir karar almıştır. Özellikle ölçme ve değerlendirmeye yönelik sınavlara girecek arkadaşlara ve elbette herkese Kafka'nın eserlerini okumalarını ayrıca önermek istiyorum. Çünkü bilgi ve kültür dünyası artık en kritik soruların da muhatabı konumunda. Velhasılı.. Yakalamamız gereken çağın geçmişine uzak kalmamanın kilit noktası okumaktır. Seçmeden ve ayırmadan okumak, hatta kişiselleştirmeden o günün şartlarına öykülenmek suretiyle iletişim kurmaktır..!
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Can Yayınları · 202365,8bin okunma
Puan vermedi·438 syf.··
2021 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2021 00:42
Yaşar Kemal- İnce Memed 1 (Yıllardır okumayı planladığım ama bir şekilde hiç denk gelemediğimdendir belki ama ben çok çok çok beğendim bu yüzden tarafsız olabileceğimi zannetmiyorum.) Anlatmaya neresinden ve nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Uzun zamandır kitap okurken ağlamamıştım sanırım bunu söyleyerek başlamak en doğrusu. Öyle içten, öyle sıcak ve öyle içine çeken bir kitap ki sinirden kalp çarpıntısına kadar ne duygular yaşadım… Okurken ben de oradaydım. Çukurovadaydım, Toroslardaydım, Çakırdikenlik ateşe verildiğinde ben de vardım. Kitap okumak nedir, ne için okuruz konusuna ders niteliğinde bir kitaptı. Oldukça akıcıydı, nasıl başladığını ve nasıl bittiğini anlamadım desem yeridir ama şöyle bir durum var ki bu akıcı bir roman olsun bi çırpıda okunsun diye okunacak bir kitap değil. Aksine ben ağalık düzeni neymiş, nasıl isyan edilirmiş, eşkıya nasıl olunur nasıl yaşanırmış, bu halk nasıl geçinir neye bel bağlarmış merak ediyorum denip okunacak bir kitap. O yüzden iyi ki yıllar önce değil şimdi, çok daha iyi kavrayabileceğim bir yaştayken okumuşum. Yaşar Kemal, 1930’larda Çukurova’dan ekonomik, siyasal ve toplumsal kesitler veriyor. Köylünün yaşadığı yoksulluk ve zulmü, ağalık düzeninin eziciliğini gözler önüne seriyor. Toplumsal sorunlara toplumsal çözümler bulunamayan şartlar altında çare İnce Memed’in zorda kalmış mecburi destanı oluyor. Düzene karşı ses çıkarmanın, baş kaldırmanın, davanın, insanlık ve insan olabilmenin sesi İnce Memed. Yaşar Kemal’in kitabını anlatmaya çalışırken yine Yaşar Kemal’den bir alıntı yapacağım; ‘’Zulme sessiz kalan bir gün zulme uğrar. Haksızlığa karşı durmak, insanın onurudur.’’ İnce Memed bir romandan çok adeta insanlık dersi. Umarım hepinizin hayatınızın bir döneminde İnce Memed’le tanışma şansı olur. Ondan ve onun insanlığından
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,3bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2021 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2021 08:59
Diğer yorumlarıma benzer bir yorum olmayacak sanırım bu sefer. Biraz daha kişiselleştireceğim ama kurallara da sadık kalmaya çalışacağım. Vahşetin Çağrısı ve Martin Eden’i okuduktan sonra benim Jack London hassasiyetim zirvelere çıktığı için o yüzden çok büyük bir beklenti içinde okudum. Beklentim boşa mı çıktı? Elbette ki “ Hayır ! “ Jack London’un diline alıştıktan sonra, o süslü ve sürükleyici, harika betimlemelere hayran kaldığım için diğer kitaplarını da okuma gereği duyup hemen elime aldım. Gelelim kitapla ilgili bölüme; Son derece sürükleyici ve merak uyandırıcı bir roman. Başlarda ne oluyor falan deyip sıkılıp kitabı bırakmayın sakın. Bir kurt ile köpeğin kanını taşıyan Beyaz Diş’in Vahşi Yaşamdaki hayata gözlerini açışı ve hayat mücadelesi var. Sonradan Kızılderelilerle tanışıp vahşeti tanıması, insanların acımasızlığını görmesiyle devam eden süreç. Dünyayı , yaşamı, insanları ve hayvanları bir kurdun gözünden görmemizi ve onun gibi düşünmemizi sağlıyor bu roman. Onun yaşadığı maceralarda onunla beraber acımasız olabiliyorsunuz, sevgiyi yeterince tatmadığı ve bilmediği için yaptıklarından dolayı yadırgamıyorsunuz. Çünkü kendi yaşam mücadelesi ve geldiği yerin dokusu var onda. Bir kurt köpeği yaşamı değil de içinde insanlık var. Hayatta kalma mücadelesi var. London; boyun eğmez, amansız bir doğal ve sosyal çevrede, insan ve hayvanın yaşama mücadelesini etkileyici bir gerçeklikle sunmuş. Daha sonra yine insanlardan sevgi ve şefkat gördüğünde bu kez buna karşılık olarak sevgi ve saygı vermesi gerektiğini öğretmiş bu romanında. Sonlara doğru o vahşi köpeğin evcilleşmesi öyle duygusal ki. Son bölümlerde sahibine karşı olan ilgisi hele hele son bölümün tamamı artık duygusallık doruktaydı. Gözler dolabilir...
Beyaz DişJack London · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201595,5bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2021 8. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2021 20:33
Mini tatilimde kitapsız kaldığımı gören 1000k arkadaşımın gönderdiği PDF sayesinde bir kitap daha bitirdim , ne mutlu bana. Yazarın okuduğum ikinci kitabı, kitaplarını ve işlediği konuları seviyorum. Kendine has uslubu okuyucuyu yazara ya bağlıyor ve yazardan kopmak pek mümkün olmuyor. Gelelim kitapta bir hikayede peygamberimize ilgili bir konunun ifade ediliş tarzına; "Hazret-i Muhammed "üzkür-ül-mevtâ bilhayr" buyurmuşlar. ölüleri "hayr ile" anacağız. Dirilerin kötülüklerini söyleyemezsiniz, yazamazsınız; isbat hakkı yok, bir; şeref, haysiyet dalgası var, iki. ölülerin kötülükleri söylenemez, yazılamaz; ölüler hayır ile anılacak. Bu demektir ki, kötünün kötülüğü, ne öldükten sonra, ne diriyken açığa vurulamaz. Kötülük de ortaya çıkarılmadı mı, yok demektir. Kötülüğü ortadan kaldırmanın en kolay yolu da bu olsa gerek." Burada yazarın niyeti elbette ki kötü değil, fakat tebliğ edilen hususun biraz yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Eğer biz her kötülüğü yapan insanları bu kötüdür diye yargılar ve bir üstünlük içerisine girersek, bu bizim kişiliğimiz üzerinde olumsuz etki yaratır. Kaldı ki bu konudaki karar sahibi Allah'tır. Niyet kişinin yaptığı kötülüğü örtmek değil, tevazu sahibi yüce gönüllü insan olmanın erdemliliğidir...
Bay DüdükAziz Nesin · Nesin Yayınları · 20182,101 okunma
Reklam