Cân illerinden gelmişem fânî mekânı neylerem Ol mülke meylim salmışam ben bu cihânı neylerem 'Aşkın şerâbın içmişem dil gülşenine göçmüşem Ben varlığımdan geçmişem nâm ü nişânı neylerem Dünyâya geldim gitmeye 'ilm ile hilme yetmeye 'Aşk ile ân seyretmeye ben în u ânı neylerem Devr-i zamândan doymuşam kevn ü fesâdı koymuşam Dârü'l-emânı duymuşam bu sicn-i cânı neylerem Hep i'tibârı atmışam 'âşıklığa el katmışam Ben nefsi dosta satmışam bu düşmânânı neylerem Aşkın şarabın içmişem dil-şenine göçmüşem Ben varlığımdan geçmişem nam ü nişanı neylerem 'Aşkı tabîbim kılmışam derdinde dermân bulmuşam Ben lübb-i hikmet bilmişem yunâniyânı neylerem Enfâs-i 'aşkı dârikem mâl ü menâli târikem Genc-i nihâne mâlikem nakd-i revânı neylerem Taht-ı tevekkül bulmuşam mülk-i kanâ'at almışam Mahfîce sultân olmuşam câh-ı 'ıyânı neylerem Her ne gelirse yahşîdir zîrâ o dostun bahşıdır Çün cümle anın işidir ben bed-gümânı neylerem Olmuş anınla kalmışam 'ayn-ı hayâta dalmışam Kendim bilip kâm almışam vehm ü hayâli neylerem Gerçi zamân-ı devrân ile pîr etdi cismim şân ile Gönlüm civândır cân ile pîr ü civânı neylerem Ten beslemekden sapmışam gönlüm serâyın yapmışam Hurşidem anda tapmışam ben ahterânı neylerem Yâri bana bes görmüşem ağyarı dilden sürmüşem Üns ile tenhâ durmuşam ben ins ü cânı neylerem Dilden dile bin tercemân varken ne söyler bu lisân Çün cân ü dildir hem-zebân nutk ü beyânı neylerem
Lâ gâlibe illâllah" (لا غالب إلا الله)
Allah’tan başka galip yoktur" ya da "Mutlak zafer yalnızca Allah’a aittir. ☝️ (Bu söz, Endülüs Emevi Devleti döneminde İspanya'daki ünlü Elhamra Sarayı'nın duvarlarına, sütunlarına ve kemerlerine adeta bir nakış gibi yüzlerce kez işlenmiştir. Sarayı yaptıran Beni Ahmer (Nasriler) hanedanının da resmi sloganıdır. Rivayete göre, Granada Emiri savaştan zaferle döndüğünde halk onu "Galip!" diye karşılamış, o ise bu övgüye karşılık "Lâ gâlibe illâllah" (Gerçek galip ancak Allah'tır) diyerek bu sözü sarayın her yerine yazdırmıştır.)
Din
Reklam
"Güneş Ülkesi insanları derler ki büyük yoksulluk insanı alçaltır, onları ikiyüzlü, hırsız, yalancı hale getirir; zenginlik de insanı küstah, kibirli, cahil, duyarsız, uyuşuk ve hain yapar. Ama Güneş Ülkesi'nde halk hem zengin hem yoksuldur: Zengindir çünkü her şeyi vardır; yoksuldur çünkü eşyayı onlara sahip olmadan kullanmaktadır." Güneş Ülkesi Tommaso Campanella
GÖRMEYİ YARATAN, GÖRÜNENİ DE GÖRÜNMEYENİ DE BİR GÖREN VAR.
İnsanın en büyük tehlikelerinden biri, olduğu gibi görünememesi ve göründüğü gibi olamamasıdır. Hakikatte münafıklık, sadece iman ile inkâr arasındaki bir hâl değil; kalp ile lisanın, söz ile amelin, niyet ile hareketin birbirinden ayrılmasıdır. Bu sebeple münafıklık, insanın içinde açılan ve zamanla derinleşen bir yarıktır. İçimiz başka, dışımız başka… Dilimiz başka, kalbimiz başka… Sözümüz istikameti anlatırken kalbimiz başka sevdaların peşindeyse, burada durup tefekkür etmek gerekir. Çünkü hakikat, sadece dille söylenen değil; kalpte taşınan ve hayata aksedendir. Zikrimiz başka, fikrimiz başka… Tesbih elimizde dönerken zihnimiz gaflet vadilerinde dolaşıyorsa, zikrin nuru henüz kalbe tam mânâsıyla nüzûl etmemiş demektir. Allah’ı anmakla Allah’tan uzaklaştıran şeylerin peşinde koşmak, aynı gönülde devam eden bir mücaheleden başka bir şey değildir. Gecemiz başka, gündüzümüz başka… İnsanların arasında bir sûret, yalnızlığımızda başka bir sûret taşıyorsak, nefsimizle yeniden hesaplaşmamız gerekir. Çünkü ihlas, halk içinde de halvette de aynı kul kalabilmektir. Kuldan gizlenmek mümkündür; lakin Cenâb-ı Hakk’ın nazarından gizlenmek mümkün değildir. Yolumuz başka, adımlarımız başka… Hedefimiz Allah’ın rızası olduğunu söyleriz; fakat attığımız adımlar bizi o hedefe yaklaştırmıyorsa sözümüzle amelimiz arasında bir mesafe oluşmuştur. Bu mesafe büyüdükçe insan, kendi hakikatinden uzaklaşmaya başlar. Gayemiz başka, gayretimiz başka… Cenneti isteriz; fakat cennete götüren amellerde gevşek davranırız. Allah’ın rızasını talep ederiz; fakat nefsimizin arzularına karşı aynı azmi gösteremeyiz. İşte bu hâl, mü’minin korkması gereken bir muhasebe noktasıdır. Münafıklığın panzehiri istikamettir. Fakat istikametin ruhu ihsandır. Nitekim Hz.Ahmed-i Muhtar (sas), Cibrîl
Birde bayrağı var ki bu milletin, işte o en kıymetlisi. En kırmızı çizgisi. Sevgisi ve bağlılığı şakaya gelmez. Saygısızlık eden insanlar şöyle dursun, gökte uçarken yan bakan kuşu bile affetmez. Uğruna canını ver,kendine vatan bilir de, yine de gölgesini terletmez. Bunu da herkes böyle bilsin. Rabbim ay ve Hilal'ini üzerimizden eksik etmesin.
Gel gelelim yine aynı konulardan mevzular çıkmış.. üzücü
Her bilgi herkese her zaman ve aynı şekilde anlatılmalı mıdır? Özellikle dinî meselelerde bazı âlimler avamın (ilmî altyapısı olmayan geniş halk kitlesinin) kaldıramayacağı yanlış anlayabileceği veya fitneye sebep olabilecek konuların herkesin önünde tartışılmasını doğru görmemiştir. Bunun sebebi insanlardan hakikati gizlemek değil. bilginin ehline ve seviyesine göre verilmesi düşüncesidir.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam