9/10
·288 syf.··
2026 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:44
Maurice, E.M Forster'ın 1913 yılında kaleme aldığı ama eşcinselliğin Birleşik Krallık'ta yasadışı olması ve toplumun bu konuya bakışının da oldukça olumsuz olması sebebiyle ancak ölümünün ardından, 1971 yılında yayınlanabilen bir kitap. Kendisi de eşcinsel olan Forster için bu kitap, hislerin kurumsallaşmış devlet, din ve sınıf aygıtlaryıla girdiği savaşın bir manifestosu aslında. Kitabın yazımından bir süre önce, 1895 yılında Oscar Wilde, ahlaksızlık suçlamasıyla yargılanıyor ve mahkumiyete çarptırılıyor. Bu da zaten halk içinde eşcinsel bireylerin endişelerine ek olarak, entelektüel dünyada da derin bir travma yaratmış. E.M Forster, kendi hayatında taşıdığı bu korkuyu, kitabı kurgularken doğrudan doğruya metne de entegre ediyor. Kitap, yazıldığı dönemde yayınlanamamış olsa ve eşcinsel karakterler içeren ilk veya tek kitap olmasa da edebiyat tarihinde devrimci bir rolü de var. O yıllarda queer temalı yazılan az eser var ve bunlar da sansürden kaçınabilmek veya toplumsal tepkiyi hafifletebilmek için karakterlerini her zaman trajik sonlara mahkum ediyorken Forster bunu kabul etmiyor ve şöyle bir not düşüyor: "Mutlu son neredeyse zorunluydu... Kelimelerin izin verdiği ölçüde iki erkeğin aşık olmasına ve sonsuza dek birlikteliğin tadını çıkarmasına kararlıydım. Edebiyat bu hakkı onlara tanımıyordu, ben tanımak zorundaydım."
MauriceE. M. Forster · İletişim Yayıncılık · 2018453 okunma
İyi ki okudum dediğim bir dost: Don Quijote
8/10
·910 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:53
Bazı kitaplar vardır; sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz, insanın kendi içine dönüp bakmasını, kalbinde sakladığı o hem güçlü hem de kırılgan yerleri fark etmesini sağlarlar... Don Quijote (Don Kişot), ilk bakışta şövalye romanlarının bir yergisi gibi görünse de, sayfalarda ilerledikçe insan ruhunun en saf, en idealist ve belki de en yalnız yanıyla karşılaştırıyor bizi. Alonso Quijano, okuduğu hikayelerin büyüsüne kapılıp zırhını kuşandığında, aslında modern dünyanın o katı, rasyonel ve tekdüze gerçekliğine karşı ilan edilmemiş bir savaş başlatır. Onun yel değirmenlerini devasa devler olarak görmesi bir akıl tutulması değildir... Dünyayı olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi görme arzusudur. Bu yönüyle Don Kişot, edebiyat tarihinin en samimi seyyahıdır. Klasik eserleri okumayı, onların o kendine has dünyasında kaybolmayı hep çok sevmişimdir. Klasik eserlerin zamana meydan okuyan bu güzelliği de hayatın o katı dürüstlüğüne ve kalbimizin görünmez yaralarına zarafetle dokunabilmelerinden geliyor aslında. Yüzyıllar geçse de değişmeyen sancılarımızı ve hayallerimizi bir ayna gibi bize yansıttıkları için her dönemde taze kalmışlardır. Romanı asıl zamansız kılan unsur ise şüphesiz ki Don Kişot ile sadık yoldaşı Sancho Panza arasındaki o muhteşem tezat ve bu tezattan doğan sıcak dostluktur. Biri başı bulutlarda gezen, ruhunu tamamen asil duygulara, aşka ve adalete adamış bir hayalperest; diğeri ise gözü toprakta, akl-ı selimi ve dünyanın tüm çıplak gerçekliğini temsil eden bir halk adamıdır. Cervantes bu iki karakteri yan yana yürütürken bize adeta şunu fısıldar: İnsan, ne sadece gökyüzüne bakarak yaşayabilir ne de sadece ayağını bastığı toprağın sınırlarına sıkışıp kalarak... Hayat, bu iki uç arasındaki o ince çizgide, yani Don Kişot’un delice cesareti ile Sancho’nun
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Koltuk uğruna kaç hayat feda edilir?
10/10
·368 syf.·
2026 66. kitabı
Öncelikle sözlerime, Hakan Günday ‘a duyduğum hayranlığı dile getirerek başlamak istiyorum. Hatta hayranlığımın da ötesinde, bu kitabıyla birlikte ona adeta âşık oldum diyebilirim. Kendisiyle en yakın zamanda tanışmayı umut ederek incelememe başlıyorum. :) Zamir… Evet, o bir halk kahramanı. Tabii kendisi bunu istiyor mu, orası ayrı bir muamma. İnsanın bir yüzü olmadan halkın yüzü olabilmesini Zamir bize bu eserde çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Yazar, neredeyse tüm dünyanın siyasi meselelerini büyük bir ustalıkla ele almış. Bitmek bilmeyen savaşlar, bu savaşlarda kurban edilen kadınlar ve çocuklar, yıllardır sömürülen insanlar… Zirvedekiler ve yerin dibindekiler… Gözü doymayan koltuk sevdalıları, yalnızca kendini satmakla kalmayıp ülkesini de satan omurgasızlar..Töre uğruna genç yaşta çürütülen bedenler, o küçücük bedenlerin zorla büyütmek zorunda bırakıldığı ceninler… Of… Bunları yazarken yine çok öfkelendim. Bu satırları adeta haykırarak yazıyorum. Ben bütün bunları görüyorum ve eminim ki benim gibi gören daha birçok insan var. Bu haksızlıklara boyun eğmeyip sesini yükseltenler cezaevlerinde; tüm bunları görüp de haykıramayanlar ise evlerinde, soğan ekmeğe talim ederek kaderine razı yaşıyorlar işte.. Bu kitap, sıradan bir kitap değil. Bambaşka bir eser. Okurken yalnızca bir hikâye okumuyor, insanlığın acılarıyla yüzleşiyorsunuz. Benim için adeta bir yaşam kılavuzu niteliğinde idi.Lütfen herkes okusun. Daima sevgiyle kalın:)
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
6/10
·350 syf.··
2026 79. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 13:38
Hikaye, hayatı son derece sıradan ve yolunda giden genç bir öğretmen olan John (Johnny) Smith’in etrafında döner.Johnny, sevgilisi Sarah ile geçirdiği güzel bir günün ardından korkunç bir trafik kazası geçirir ve tam 4.5 yıl boyunca komada kalır.Johnny gözlerini açtığında dünya değişmiştir: Sevgilisi başkasıyla evlenmiş, gençlik yılları uçup gitmiştir. Ancak en büyük değişiklik kendi zihnindedir.Geçirdiği beyin hasarının bir yan etkisi olarak,insanlara veya nesnelere dokunduğunda onların geçmişini,sırlarını ve en önemlisi geleceğini görebilmektedir.Beyninde hasar gören ve bu yeteneğin tetiklendiği bölgeye ise doktorlar "Ölü Bölge" (The Dead Zone) adını verir.Johnny kazandığı bu durugörü yeteneği yüzünden bir halk kahramanına dönüşse de, aslında hayatı tam bir kabusa döner.İnsanlar ondan hem korkar hem de onu sömürmek ister.King,karakterini bir "süper kahraman" gibi değil; sıradan, yalnız, sürekli baş ağrılarıyla boğuşan ve eski hayatını özleyen trajik bir figür olarak çizer.Johnny Smith,Stephen King evreninin en hüzünlü, "iyilik yapmaya çalışırken kendi yok olan" karakterlerinden biridir.
ÇağrıStephen King · Altın Kitaplar · 20201,615 okunma
9/10
·712 syf.··
2023 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2023 00:00
dune serisi ile tanışmam, dune kitabının filminin çıkması ile olduğunu utanarak söylemeliyim. o zamandan beri de okumak için fırsat kolluyordum. açıkçası serinin uzun kitaplardan oluşması göz korkutmuyor desem yalan olur. tüm bu sayfa karmaşasının gözünüzü korkutmasına izin vermezseniz eğer, bir çöl gezegeni kurgusuna hoşgeldiniz. temel unsurlara bakacak olursak, klasik bir imparatorluk ve onun yönetiminde bulunan soylu ailelerin ve onların görevlendirildiği gezegenlerden oluşan bir sistem. soylu aileler bir nevi derebeyi. atandıkları bölgeyi kalkındırmak ve para kazandırmak bu kazançtan da imparatora hakkını vermesi gerekiyor. şu noktaya kadar, dünya düzeninin uzaya taşınmış hali olarak görüyoruz. biraz daha derine inersek, baharat ticareti ve o ticaretin ana unsuru choam şirketi ile baharat loncası. pasta çok büyük, pay almak için bekleyenlerse sırada efenim anladığınız üzere. tüm bunların yanında ezilen halk fremenler. gezegenin tüm zorluğunu halkın bu kısmı yaşıyor. ama hayalleri çok güzel. kitapta beni en çok etkileyen de bu olmuştu. `bir gün çocuklarımız diğer gezegenlerde olduğu gibi burada da suların olduğu havzalarda koşup oynayacaklar' başarmışlar da. açıkcası bunu ileriye taşıyacak çaba azim ve birlik olma içgüdüsü vardı. kitapla ilgili anlatılacak çok şey var aslında ama bi kaç başlıkta ilerleyeceğim. - bene gesseritler, bir amaç uğruna dini ve siyaseti bir topluluk nasıl kurar ve yönetir ise, aynı derecede örgütlenmişler. tek bir okul, tüm evreni yönetimine katacak bir sistem. takdire şayan ve bir okadar da ürkütücü. muadibin bile varoluşu hatta fremenlerle arasındaki ilişki bile bu tarikatın bir ürünü olması... ne desem az. etkileyici ve ürkütücü bir güç bu insanlar için. bilim, ruhani güç ve siyaset birleşimi. - fremenlerin kendi aralarında olan
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma
Orphalese Limanında Bekleyen Aslında Biziz...
7/10
·55 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Bazı kitaplar sadece okunmak için değil; tekrar tekrar yaşanmak, yutkunmak ve hayata yepyeni bir pencereden bakmak için yazılmıştır. Halil Cibran’ın Ermiş’i klasik anlamda bir roman veya öykü değil; bir insanın doğumundan ölümüne kadar yaşayabileceği tüm duyguların, çelişkilerin ve bağların felsefi bir şiiri. Hikayenin çatısı çok sade: El Mustafa (Ermiş), on iki yıl yaşadığı Orphalese şehrinden ayrılıp yurduna döneceği gemiyi beklerken, halk onun etrafında toplanır. Ona aşka, evliliğe, çocuklara, çalışmaya, sevince ve kedere dair sorular sorarlar. Aslında o soruları soran halk biziz. O limanda toplanan ve hayatın karmaşası içinde kaybolmuş, nasıl yaşaması gerektiğini, sevgiyi nasıl tutacağını, acıyı nasıl göğüsleyeceğini bilemeyen modern zaman insanlarıyız. Kitabın en sarsıcı yanı, bize doğru bildiğimiz yanlışları bağırarak veya yargılayarak değil, omzumuza şefkatle elini koyarak anlatması. Sevginin birine sahip olmak olmadığını, çocukların bize ait birer mülk değil geleceğe fırlatılan oklar olduğunu, çalışmanın aslında "görünür kılınmış aşk" olduğunu öylesine zarif bir dille ifade ediyor ki... Okurken sürekli "Evet, işte tam olarak bu" demekten kendinizi alamıyorsunuz. Cibran, insanın içindeki karanlığı ve aydınlığı birbirinden ayırmıyor; sevinç ve kederin aynı kuyudan beslendiğini hatırlatıp, acıyla savaşmak yerine onu kabullenmenin bilgeliğini sunuyor. "Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil. Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları... Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır." Peki bu evrensel ve zamansız bilgelikten geriye ne kalıyor? Bu kitabın bize vermek istediği asıl ders nedir? Hayatta tutunduğumuz, "benim" diyerek sahiplenmeye çalıştığımız hiçbir şey (ne eşimiz, ne çocuklarımız,
İnceleme
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,2bin okunma