İslâm âlemi kendi içinde bölünmüştür. Sömürgeci güçler, ümmeti elliden fazla milli-devletle parçalamayı ve her birini diğerine düşman etmeyi başarmışlardır. İslâm devletlerinin sınırları, her devlet komşularıyla sürekli çatışma içinde bulunacak biçimde tespit edilmiştir. Düşmanın siyasî dolapları, sürtüşmeleri devamlı olarak kendi yararına kullanmakta, yabancılaşma ve nefret meydana getirmektedir. Her müslüman millî devlet de kendi içinde bölünmüştür; nüfus yapısı karışıktır ve sömürgeci efendiler bir grubu ötekiler üzerine egemen hale getirmişlerdir. Hiç bir millî devlete kendi vatandaşlarını kaynaştırıp tek bir vücut hâline getirmek üzere zaman, barış ve kaynak imkânı verilmemiştir. İki devletin birleşerek daha büyük ve daha güçlü bir yapıya kavuşmalarına da imkân tanınmamıştır. Daha da kötüsü düşman, İslâm âlemine kendileriyle yerli halk arasında sürekli çatışma çıksın, diye yabancılar ithal etmiş veya halkın bir bölümünü Batı hristiyanlığını kabule zorlamış böylece bütün bunların müslüman yurttaşlardan farklı olmalarını sağlama almıştır hatta gayrımüslim halkta kendilerini müslümanlarla çelişkiye düşürecek ayrı bir kişiliğe sahip oldukları kanısını yerleştirmiştir. Son olarak da düşman, müslümanların kalbinde enerjisini yapıcı işler yerine sonuçsuz savaşlarda harcatacağı veya eğer sömürgeciler kendi ekonomik, stratejik ve siyasî çıkarları için bu toprakları yeniden işgale karar verirse, üs olarak kullanacağı düşman 'yarıcı' devletler kurdurmuştur. Hiçbir İslâm memleketi iç ve dış güvenliğe sahip değildir. Kaynaklarının ve enerjilerinin en önemli kısmını nafile yere, içte iktidarlarını elden kaçırmama, dışta itibar kazanma yolunda harcamaktadırlar...
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Alıntı
-….Şampanya gibi kan dökenler Capitol’de taç giyip insanlığın kurtarıcıları olarak kutsanmışlardı! ….Başarabilseydim, bana da taç giydireceklerdi! Şimdiyse kapana sıkıştım! -…Bu farklı bir şey. Bu, o değil! -Demek bu o değil! Biçim olarak, estetik bakımdan demek istiyorsun herhalde? Anlamıyorum doğrusu: Yolunca, yordamınca kuşatılmış bir halk üzerine bombalar yağdırmak, biçim bakımından kimseyi rahatsız etmiyor ve saygıdeğer bir şey sayılıyor bu! Estetik kaygısı, güçsüzlüğün ilk belirtisidir!
Sayfa 649
Reklam
Demokrasiyi daraltmak yerine genişletmeliyiz. Birey, kendisini ilgilendiren tüm işlere gerçekten ve sorumlu olarak katılma şansına sahip olmalı, artık kitlesel telkin yoluyla ve pek fark edilmeyen hipnoz biçimleriyle oyuna getirilmemelidir.
Kuteybe bin Müslim'in Seferleri
Taberi'nin aktardığı bir rivayete göre Kuteybe, Buhara halkını birkaç kez Müslümanlığa zorladı. Her defasında görünürde kabul ettirdi. Arap kuvvetleri bölgeden ayrılır ayrılmaz halk eski inançlarına döndü. Bunun üzerine Kuteybe, şehirdeki ateşgedeyi yıktırdı ve yerine cami inşa ettirdi. Halkın dinî törenleri sürdürebileceği mekânı ortadan kaldırmak, din değiştirmeyi fiziksel bir zorunluluk hâline getirmenin en kestirme yoluydu.
Sayfa 29
Alıntı
Kur'ân Müslümanı: İnanmaları için İsa'nın mı inmesi lazım, Kur'ân yetmiyor mu? Ayrıca İncil'de de İsa'nın Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna dair pek çok cümle var. Gelenekçi: Hangi cümleler bunlar, bazılarını gösterir misiniz? Kur'ân Müslümanı: Buyurun okuyalım: Matta, 13/57: "Ve gücenip O'nu reddettiler. Ama İsa onlara şöyle dedi: "Bir elçi, kendi memleketinden ve evinden başka yerde hor görülmez." Matta, 21/11: "Kalabalıklar, "Bu, Celile'nin Nasıra Kenti'nden elçi İsa'dır" diyordu." Matta, 21/46: "O'nu tutuklamak istedilerse de, halkın tepkisinden korktular. Çünkü halk, O'nu peygamber sayıyordu." Luka, 24/19: "İsa onlara, "Hangi olup bitenleri?" dedi. O'na, "Nasıralı İsa'yla ilgili olayları" dediler. "O adam, Tanrı'nın ve bü-tün halkın önünde gerek söz, gerek eylemde güçlü bir peygamberdi." Yuhanna, 7/40: "Halktan bazıları bu sözleri işitince, "Gerçekten beklediğimiz peygamber budur" dediler." Matta, 1/17-18: "Bu, Peygamber Yeşaya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: "İşte Kulum, O'nu ben seçtim. Gönlümün hoşnut olduğu sevgili Kulum O'dur. Ruhum'u O'nun üzerine koyacağım, O da adaleti uluslara bildirecek." Bu noktada İncil'den daha pek çok delil gösterilebilir. Bu cümleleri gören Hıristiyanlarda, İsa'nın Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna dair tam bir kanaat oluşur. İçlerinde oluşan bu kanaate rağmen İsa'yı Tanrı saymaları kıyamet günü aleyhlerine delil olur.
Süleymaniye Vakfı·Kitabı okudu
Alıntı
Ahmed’ê Xanê’nin mezarına Bir halkın halk olması sevdasını Mumyalanmış düşlerimizin diyetine Söylencelerde büyütülmüş bebeğin Süt dişleri üzerine…
Sayfa 24 - Weşanên Arya·Kitabı okuyor
Şiir
Reklam
Reklam