Bâzen bütün gün otelden dışarı çıkmıyor, namaz vakitleri müstesna, yatakta sırtüstü yatıp akşama kadar gözleri tavana dikilmiş vaziyette düşünüyor, düşünüyordu...
Bir kır kahvesine, kuru bir tahta iskemlenin üzerinde sabahtan akşama geç vakitlere kadar oturuyor, karşı karşıya geldikleri zaman Feyza'yla neler konuşacağını düşünüyor, karşılaşacakları anı hayal ederek tatlı hülyalar içine gömülüyordu…
-Bak çocuğum, bu eriği yemek istersen bu ağaca tırmanmalısın.
- Ama düşerim, diye sızlandı çocuk.
Dede:
- Belki düşersin oğlum, dedi. Hattâ belki de ölürsün. Ama düşün, insan her an ölebilir. İsteğine kavuşmak istiyorsan düşmeyi de, ölmeyi de göze almalısın. Senin yapman gereken şey bir hesap. Eğer şu olgun erik düşmene değerse, onu koparmalısın.