Almanların Stefan Zweig adını duymamış olmasının ve Almanya’da tanıştığım insanların kitap okumuyor oluşunun şokunu atlatamıyorum. Çok garip bir şekilde Türkiye’de kitap okuyan insanlara daha kolay denk geliyordum :(
Bizi televizyon bağımlılarına dönüştüren, artık parklarda oynamayan çocukları aptallaştıran bu eğilimi şevkle, aşkla tersine çevirmezsek kaybolacağız. Tanrı varsa buna izin vermeyecektir.
İşten arta kalan boş zamanımız çok kısıtlıdır. İşyerindeki sorunları düşünerek alelacele kahvaltı ederiz; üreten insanlar olarak artık öyle bir şekilde yaşıyoruz ki sabahları elimizde bir fincan kahveyle veya biriyle paylaştığımız birkaç bardak mate çayıyla oyalanamaz olduk. Ve işten eve döndüğümüzde arkadaşlarımızla ya da ailemizle buluşma vaktinde veya günbatımının gizemli saatinde doğanın yaptığı gibi sessizliğe bürüneceğimize, bu zamanı o kadar sık televizyon ile kaybederiz ki!