yeni şiirim yayındadır
halkın acılarını futbol dindirmez hamaset ile peynir gemisi yürümez kılışdar tayfanın faydası kendine yetmez gündem şenlensin gelsin yeni bir operasyon ..
Yavaşla kitabı sözlükçem
​ ​Azade: Bağımsız, serbest, kurtulmuş. ​Beis: Engel, sakınca, zarar. ​Bezirgan: Tüccar, alışverişle uğraşan kimse. ​Bayağılaştırma: Bir şeyi niteliksiz, sıradan veya değersiz hale getirme. ​Cendere: Sıkıştırma aracı; mecazen sıkıntılı, bunaltıcı durum. ​Cürüm: Suç, günah. ​Diğerkam: Başkalarını düşünen, özgecil, bencil olmayan. ​Dumur: Körelme, gelişememe, duraksama. ​Etnosentrizm: Kendi etnik grubunu veya kültürünü merkeze alıp diğerlerini ona göre değerlendirme (etnik merkezcilik). ​Hamasi / Hamaset: Yiğitlik, kahramanlık; coşkunluk ve heyecan (bazen aşırıya kaçan anlatım için kullanılır). ​Hasretmek: Ayırmak, özgü kılmak, birine veya bir şeye adamak. ​İğdiş: Bir şeyin özünü, niteliğini bozma veya etkisizleştirme. ​İkbal: İşlerin yolunda gitmesi, başarı, parlak dönem, yükselme. ​İkmal: Tamamlama, bütünleme, eksikleri giderme. ​İltica: Sığınma. ​İmge: Zihinde tasarlanan biçim, görüntü, hayal. ​İmtina: Kaçınma, çekinme, yapmamayı tercih etme. ​İstihdam: Çalıştırma, işe alma. ​İstihna: Bir şeye ihtiyaç duymama, gönlü tokluk, tenezzül etmeme. ​İstinat: Dayanma, güvenme, bir temele bağlama. ​İhtimam: Özen, dikkat, titizlik gösterme. ​Kisve: Kılık, kıyafet, dış görünüş. ​Körpe: Taze, yeni gelişmekte olan. ​Lümpen: Toplumun genel kültürel ve ekonomik düzeyine uyum sağlayamamış, yersiz yurtsuz veya sınıfsal kimliğini yitirmiş (genellikle aşağılayıcı anlamda). ​Maderşahi: Anaerkil (kadının egemen olduğu aile veya toplum yapısı). ​Malul: Sakat, bir hastalığı olan veya değeri düşürülmüş (hukukta). ​Maraz: Hastalık, illet; mecazen kötü huylu alışkanlık. ​Mefhum: Kavram. ​Meram: İstek, maksat, anlatılmak istenen.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Toplumsal tarih bilincini hamasetten ve magazinden arındırmak, tarihi bir "inanç veya gurur nesnesi" olmaktan çıkarıp bir "yöntem ve anlama aracı" haline getirmekle başlar. Kitlelerin tarihi saray dedikodusu veya kahramanlık destanı olarak tüketmesinin sebebi, onlara sunulan anlatının cazibesi değil, yapısal analizin metodolojisinden mahrum bırakılmış olmalarıdır. Tarihi, bireysel aktörlerin keyfi kararlarıyla ilerleyen doğrusal bir hikaye gibi değil; toplumsal ve ekonomik kuvvetlerin (tıpkı fizikteki vektörler veya alan kuvvetleri gibi) belirlediği dinamik bir sistem olarak okumak gerekir. Bir kırılmanın yönünü aktörlerin niyetlerinden ziyade, o dönemin lojistik kapasitesi, bütçe dengesi, ticaret ağları ve hammadde akışı yani sistemin "sayısal ve maddi gerçekliği" belirler. Mevcut eğitim sistemi, öğrencileri tarihin "tüketicisi" yapar. Onlara bitmiş, paketlenmiş ve ideolojik olarak filtrelenmiş bir anlatı ezberletilir. Dönüşüm, öğrenciyi tarihin "üreticisi" ve "arkeoloğu" yapmakla mümkündür. Tarih dersleri padişah sıralaması veya savaş tarihi ezberletmekten çıkarılmalıdır. Sınıfa tek bir tarihi olayla ilgili üç farklı kaynak (örneğin bir Osmanlı tahrir defteri satırı, bir Venedik elçisi raporu ve bir yerel mahkeme kaydı) getirilerek, öğrencilere "Bu üç farklı veri neden aynı olayı farklı anlatıyor? Hangisi, hangi çıkar odağının sesi?" sorusu sordurulmalıdır. Öğrenci daha lise sıralarında belgenin manipüle edilebilir bir şey olduğunu keşfetmelidir. Müfredatın merkezine savaşlar değil; tarım teknolojilerinin değişimi, paranın devalüasyonu, coğrafi keşiflerin Akdeniz ticaretine etkisi veya veba salgınının iş gücü piyasasını nasıl dönüştürdüğü gibi maddi unsurlar konmalıdır. "16. yüzyılda neden enflasyon yaşandı?" sorusu, "Hangi padişah hangi seferi yaptı?" sorusundan çok
Tarih
Bu dizi furyası, sanatsal bir devrimin değil, bir "sosyal mühendislik" projesinin ürünü gibi duruyor. Kültürel hegemonya kuramayan yapılar, sanatı bir "yansıtma" aracı olarak değil, bir "dayatma" aracı olarak kullanırlar. Bu diziler izleyiciye bir hikâye anlatmaktan ziyade, "makbul vatandaş" veya "idealize edilmiş güç" portrelerini dikte eder. Silahın ve kaba kuvvetin bu kadar ön planda olması, entelektüel üretimdeki eksikliğin "fiziksel güç" ile ikame edilme çabasıdır. Zihinsel üstünlük kurulamayan yerde, görsel bir baskınlık kurulmaya çalışılır. Devlet kadrolarının ideolojiye alan açmasıyla bu dizilerin içeriği arasında doğrusal bir bağ var. Devlet-Mafya-Aşiret üçgeni. Modern bir hukuk devleti kültüründe "devrimci" bir sanat, bu feodal ve kayıt dışı yapıları eleştirirken; "alan açılan" bu kültürel yapıda bu odaklar birer kahramanlık destanına dönüştürülür. Bu diziler, aslında sivil hayatın değil, devletin belirli dönemlerde kullandığı "yeraltı" veya "yerel" güç odaklarının meşrulaştırılması işlevini görür. Sanatın o muhalif ve sorgulayıcı damarı bu kesimlerde olmadığı için, geriye sadece "şekilsel bir erkeklik" ve "hamaset" kalıyor. Muhalif sinema veya edebiyat, sistemin çarklarını eleştirerek kalıcılık sağlarken; bu diziler sistemin en karanlık çarklarını (aşiret, mafya, silahlı yapı) yücelterek var olmaya çalışıyor. Sonuçta ortaya çıkan şey bir kültür değil, bir kültür simülasyonu oluyor. Bu simülasyon, sadece o ideolojik kampın içindeki insanları konsolide ediyor ama evrensel veya kalıcı bir kültürel değer yaratamıyor. İktidarın ve devlet kadrolarının elinde her türlü maddi imkân ve medya gücü varken, neden hala "kültürel iktidar" diye hayıflandıklarının cevabı burada gizli. Sanat, hiyerarşiyi sevmez; oysa mafya ve aşiret dizileri tamamen hiyerarşi üzerine
Alıntı
Sürekli hamaset yapıp, toplumsal arzu ve istekleri göz ardı edemeyiz.
1000Kitap
Troller gelin, satılmış ruhlular gelin.. hepinizi bekliyorum; çekinmeyin, Ertuğrul Baba’nıza gelin.. Gelin yavrum; babanız değil miyim ben sizin?.. Reisinizi de getirin, organize olun; yanıma tek kişiyi alırsam namerdim. Gelin, bekliyorum hepinizi.. beyniniz varsa buyurun; devletten siyasete, dinden ateizme kadar, hepsini tartışalım. Yüreğiniz ve fikriniz yetiyorsa, buradayım. Öyle hamaset falan olmaz, hele bi' aklınızı göreyim evladım.. Muhafazakârlığı, İslamcılığı, devrimi, her şeyi konuşalım; torpille işe alınmayı konuşalım mesela... 👍