arca koş

arca koş
@hammqq
Zavallı itin tekiyiz işte, ne bakıyorsun.
24 okur puanı
Ekim 2022 tarihinde katıldı
leş gibi kitap
Puan vermedi·192 syf.··
2022 1. kitabı
leş gibi bir kitap sürekli olarak aralara aforizmalar sokulmuş ki sokulan aforizmaların büyük çoğunluğu üzerine düşünmeye gerek duyulmayacak kadar sığ düşüncelerin ürünü sonuç olarak hem akıcılık mahvolmuş hem de gereksiz düşünce kirliliği yaratmış oscar wilde'ın düşüncelerinin çöp olduğu da çok kısım var oralara girmiyorum bu kadar eksiklik yetmezmiş gibi betimlemeler gerekmediğinde süslü gerektiğindeyse ne oluyor lan dedirtecek kadar zayıf kurgu idare eder gibi ama olay örgüsünün çıktığı sonuç akla uygun değil oscar wilde akla uygun olmayan önermeleri sırf marjinal olacağım diye ortaya atmış ardından ise bu önermelerden akla uygun sonuçlar çıkarmaya çalışmıştır soruyorum sibyl'e dorian'ın verdiği tepki hem psikolojik olarak hem de akılsal ve duygusal olarak aşırı zorlama değil mi
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Yabancı Yayınları · 201799bin okunma
Eylül isimli okura yanıt verildi
arca koş
mortingen strasse yok anlamadık yahu allah aşkına çocuklarla uğraşmaktan valla baydım
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Abi tamam güzel öykü yazıyorsun da, oyunlarının hepsi leş.
ulan ben mi anlamıyorum diye bu herifin yazdıklarını diye gittim analiz ede ede kendimce inceleme yazdım yok ama arkadaş gerçekten oyunları beş para etmez ne vanya dayı ne martı ne vişne bahçesi şimdi gelip dicek kesin birileri aptal herif bir yüzyıldır edebiyat eleştirmenlerinin en iyi saydığı tiyatro oyunlarına ne hakla kötü dersin basbayağı derim abicim bir kere çehovun ne öyküleri ne de oyunları karakter veya kurgu bazlı değiller -bazı öyküleri öyle bu arada ama çoğunluğu değil- adamın hikayeyi işleyiş şekli çok iyi olduğundan seviliyor aynı adamdan bu derece rezil oyunlar nasıl çıkıyor anlamış değilim şimdi geliyorum niye bu kadar saydığıma adam derdini anlatamıyor yok yani gerçekten anlatamıyor bir oyun yazıyor tamam tema belli ama bu kadar çok karakter bu kadar çok karakterin hikayeleri nasıl bir oyuna sığsın olum adam bulandırdıkça bulandırıyor çorbaya çeviriyor oyunu resmen anlat derdini 4 5 kilit karakterle dinleyelim olsun bitsin sen niye oturup 4 5 karakterin de derdini anlatmakla uğraşıyorsun oyunlarında zaten kurgu yok herifin tamamen durum odaklı gerçekleşen olaylar için olan tek build up karakterin diyalogları eylemleri değil yahu birde oyunlarının arkasında yatan bir fikir yok bir şeyler anlatmak istiyor ama sadece anlatmakla yetiniyor adamın kendisi yok oyunda karakter olarak ortaya çıkmıyor oyunda -burada bahsettiğim çehovun kendi davranışlarını ruh halini oyuna yansıtması değil fikirlerini oyuna yansıtması en basitinden ahlak yoktur! demek gibi kendisi bu toplara hiç girmiyor zaten her oyununda her türden herif var bir tane çakıyor yarı nihilist bazarov bozması bir herif oldu bitti sana ahlak yok- üstüne adam her oyununda tema olarak benzer şeyleri basıp basıp duruyor tamam bir kere okuyunca kötü gelmiyor ama hem ivanov hem orman cini hem vanya dayı
Edebiyat
Eylül isimli okura yanıt verildi
arca koş
zooort zooort ciddiye alıp bir şeyler yazma külfetine katlansam mı diye düşünürken profiline bakıyordum ki gülmekten kırılmam bir oldu teşekkürler günümü şenlendirdin selo alıntılayan birini istemsizce de olsa insan yerine koyaraktan bir şeyler yazamıyorum vallahi neyse hakaretten de olsa bir iki bir şey yazayım öncelikle bre deyyus yazdığın yorumların neredeyse tamamında noktalama hatası olmasını geçtim anlam düşüklüğü de var bana bok atacağına adam akıllı noktalama öğren de gel ulan bak hala gülüyorum benim saygısız olduğumdan dem vurup bana saygısızlık etmişsin ilkokul çocuğunun yapmayacağı temel mantık hatası lan bu ahahahah okumayı da bilmiyor sorunlu kızcağız isterseniz bakmayın ama benden söylemesi benim yazdığım şeylerin hiçbiri bir eleştiri niteliği niteliği taşımıyor ki hiçbirinin öyle olma gibi bir gayesi yok edebiyat eleştirisi okumadığınızı varsayıyorum çünkü bir eleştiri incelemeyi gerektirir inceleme de bir edebi kuram bağlamında gerçekleşir bunu bile bilmeyecek kadar kabiliyetsizken böyle atıflarda bulunmak pek doğru değil sanırsam he ha bu arada bir derdin varsa yüz yüze de konuşabiliriz istersen canım edebiyat bölümü öğrencisiyim birde ağzının payını orada vereyim ama saygısız olduğum göz önüne alınırsa bundan bolca faydalanacağım haberin olsun
Yeraltı İnsanı ve Varoluşçu Felsefe
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2023 00:13
“ Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık.” diyen Dostoyevski’nin o paltonun varisi saydığı bir karakter yeraltı insanı. İç bunalımları, gelgitleri ve anlık parlamalarıyla çokça da düşündüren bir karakter. O yüzden bir iki kelam etmeden geçemedim. Kitap; yeraltı ve notlar olarak iki bölüme ayrılıyor. Ve “ Ben hasta bir adamım” diyerek başlıyor. Bu noktada yeraltının ne olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Yeraltı; bir bunalım ve dilemma yeri mi yoksa kişinin kendisini bulmasına yardımcı olan bir sürecin adı mı? Ordan çıkınca ne olur peki? Yeraltı adamı kendine “ ne tersim, ne uysalım, ne alçağım, ne onurlu, ne kahraman, ne de korkak!” diyor. Yani hiçbir karakter atfetmiyor kendisine. Oysa ben romanı okurken zihnimde yankılanan tek kelime ‘ korkak’ oldu. Evet korkak. Çünkü, çok düşünmekten bir adım dahi atamayan, atsa da kararsızlık içinde kıvranan fakat yine de bütün iyi ve güzel şeyleri içinde barındırdığına inanan biri yeraltı insanı. Oğuzcuğum Atay’ın Tutunamayanlar’ına götürdü bu da beni. Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamamaya yani. ( Yeri gelmişken söyleyeyim Yeraltından Notlar varoluşçu felsefenin ilk romanı olarak kabul edilir ve Atay da Dostoyevski’den oldukça etkilenmiştir.) Kitabın ikinci kısmında bir olay üzerinden kendini anlatmıştır karakterimiz. Bu olay beni kendi acabalarıma, gece başımı yastığa koyduğumda “ şu lafı da söyleseydim keşke” dediğim anlara götürdü. Ama asla yeraltı insanı gibi olamam.Özellikle Liza ile olan diyaloglarına üzüldüm diyebilirim bu noktada. Birilerine verdiği ızdırabı dahi idrak etme gücüyle eşleştiriyor çünkü. Fazla şuurlu olduğu için atalet içinde olduğunu söylüyor. Kendini hem çok eleştiriyor hem de haklı buluyor. Yeraltı insanı belki de hergün karşılaştığımız insanlardan biri... belki de bazı özellikleri var bizde. Hatta olmaz mı
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,4bin okunma
arca koş isimli okura yanıt verildi
arca koş
Eda Dursun “ Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık.” diyen Dostoyevski’nin o paltonun varisi saydığı bir karakter yeraltı insanı. bu sözünüze ithafen söyledim orada önemsiz insanlarla kastettiğim şey bir yargı belirtmiyor toplumcu gerçekçi edebiyatın ön esintilerinin olmadığını olsa dahi bunların bu kasten olmadığını söylüyorum ne yazık ki doğru yanlış gibi bir alana sınırlamalıyız çünkü yazarın söylemek istediği şeyler artık apaçıktır evet kendinize göre yorumlayabilirsiniz ama bu yorumun doğruluğunu kanıtlamak mümkün olmadığından çokta tartışmaya veya üstüne düşünmeye elverişli olmaz edebiyat eleştirisi büyük oranda köklerini bilimden ve felsefeden alır mantıksal ve deneysel olarak kanıtlanamayan eleştirinin edebi olarak da herhangi bir değeri yoktur bir yazarın günlüğünde dostoyevski fikirlerini net bir şekilde açıklamış edward hallet car ve henri troyat ise bunları düzgün bir şekilde sistematik hale getirmişlerdir dostoyevski bir nevi felsefe yazarı olduğundan siz onun kuramını onun söylediğinden farklı şekilde yorumlarsanız yaptığınız şey dostoyevskinin sınırlarından çıkar size ait bir çalışma haline gelir
Yeraltı İnsanı ve Varoluşçu Felsefe
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2023 00:13
“ Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık.” diyen Dostoyevski’nin o paltonun varisi saydığı bir karakter yeraltı insanı. İç bunalımları, gelgitleri ve anlık parlamalarıyla çokça da düşündüren bir karakter. O yüzden bir iki kelam etmeden geçemedim. Kitap; yeraltı ve notlar olarak iki bölüme ayrılıyor. Ve “ Ben hasta bir adamım” diyerek başlıyor. Bu noktada yeraltının ne olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Yeraltı; bir bunalım ve dilemma yeri mi yoksa kişinin kendisini bulmasına yardımcı olan bir sürecin adı mı? Ordan çıkınca ne olur peki? Yeraltı adamı kendine “ ne tersim, ne uysalım, ne alçağım, ne onurlu, ne kahraman, ne de korkak!” diyor. Yani hiçbir karakter atfetmiyor kendisine. Oysa ben romanı okurken zihnimde yankılanan tek kelime ‘ korkak’ oldu. Evet korkak. Çünkü, çok düşünmekten bir adım dahi atamayan, atsa da kararsızlık içinde kıvranan fakat yine de bütün iyi ve güzel şeyleri içinde barındırdığına inanan biri yeraltı insanı. Oğuzcuğum Atay’ın Tutunamayanlar’ına götürdü bu da beni. Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamamaya yani. ( Yeri gelmişken söyleyeyim Yeraltından Notlar varoluşçu felsefenin ilk romanı olarak kabul edilir ve Atay da Dostoyevski’den oldukça etkilenmiştir.) Kitabın ikinci kısmında bir olay üzerinden kendini anlatmıştır karakterimiz. Bu olay beni kendi acabalarıma, gece başımı yastığa koyduğumda “ şu lafı da söyleseydim keşke” dediğim anlara götürdü. Ama asla yeraltı insanı gibi olamam.Özellikle Liza ile olan diyaloglarına üzüldüm diyebilirim bu noktada. Birilerine verdiği ızdırabı dahi idrak etme gücüyle eşleştiriyor çünkü. Fazla şuurlu olduğu için atalet içinde olduğunu söylüyor. Kendini hem çok eleştiriyor hem de haklı buluyor. Yeraltı insanı belki de hergün karşılaştığımız insanlardan biri... belki de bazı özellikleri var bizde. Hatta olmaz mı
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,4bin okunma
arca koş
söylediğiniz şeylerin çok büyük bir kısmıyla romanın alakası yok yeraltı adamı özgürdür mantıklı olanı bilmesine rağmen mantıksızı seçer hayattan korkmamazlık etmez doğrudan onun gözlerine bakar duvarlar içerisindeki iyiliktense duvarlar dışarısındaki acıyı seçmiştir acı çektikçe daha da özgürleşir özgürleştikçe hür iradesini kararlarının ahlaki sonuçlarını tanıdıkça daha fazla acı çeker bunu kendi iradesiyle seçtiğinden de bundan zevk duyar iki uçta birden var olur hem varlığından acı duyar hem de evrenin sonuna kadar var olmak ister insanların dostoyevskiyle yaşadığı en büyük sıkıntı bu yeraltı insanı bir insan değildir bir karakter sıfatı bile yakıştırmak zordur ona o doğrudan dostoyevskinin fikirlerinin bir yansımasıdır sadece karakter süsü vermek için bir iki toz atılmıştır üstüne ona doğrudan dostoyevskinin yansıması da diyemeyiz çünkü dostoyevski bile fikirlerini maddesel alemde bu kadar öteye taşımaya cüret edememiştir o olsa olsa onun fikirlerinin bir yansıması olabilir (hatta bu yüzden dönem rus kanonunda başta belinski olmak üzere rus eleştirmenler tarafından dostoyevskinin dehasının bittiği eser olarak tanınmıştır) son olarak gogol'ün paltosundan çıktık lafı onun önemsiz insanları karakter olarak almasından kaynaklı söylenen bir söz değildir ki gogol bir hicivcidir eserlerinin hiçbirini ne toplumsal ne de felsefi bir kaygıyla yazmıştır gogol öncesi rus edebiyatında jukovski puşkin aksakov radischev dışında oturmuş bir düzyazı geleneği yok kastettiği şey dönem düzyazı yazarlarının esin kaynağının gogol olduğudur bunun ötesisinde puşkini gogole havada karada tercih eder