Çünkü herkesin tek bir yaşamı vardır ve seninki hemen hemen tamamlandı; kendine saygı duyan biri değil, diğer insanların ruhlarında kendi mutluluğunu arayan birisin.
Uzun zamandır okuduğum en melankolik, en sarsıcı kitaplardan biriydi. Osamu Dazai , toplumsal maskelerin ardına gizlenen insanlığın ikiyüzlülüğünü, ana karakter Yozo’nun gözünden o kadar çiğ ve dürüst anlatmış ki etkilenmemek imkansız.
Yozo, hayatta kalabilmek için palyaçoluk yapıp acılarını gizlese de, toplumun normlarına ayak uyduramadıkça kendi içine, bağımlılıklarına ve yalnızlığına gömülüyor. Mutlu sonla bitmiyor, içinize sıcacık bir umut bırakmıyor; aksine insanı derin bir sessizliğe bürüyor.
Kitabın sonundaki o bakış açısı kırılması ise her şeye değdi. Yozo kendini ne kadar suçlarsa suçlasın, dışarıdan bir gözün onun için 'inanılmaz iyi bir çocuktu' demesi, aslında tüm trajedinin özetiydi. İnce ama yükü çok ağır bir eser.
Benim için bu kitabın en büyük burukluğu ise kurgudan ziyade gerçeğin ta kendisi oldu. Yazar Osamu Dazai nin bu romanı tamamladıktan kısa bir süre sonra hayatına son vermiş olduğunu bilmek içimi gerçekten çok acıttı. Satırlardaki o çaresizliğin kurgu değil, yazarın kendi ruhunun son çığlığı olduğunu hissetmek kitaba karşı duyduğum üzüntüyü attırdı.