Hamza Gök

Birden durgunlaştı. Bütün bedeni yorgundu, her bir yanı havanda dövülmüş gibi. Yarı ölü gibi.. Böyle, hiç konuşmadan, bazan da hiç kıpırdamadan, donmuş, uykulu, ayağa kalkmış ölüye benzer üç gün Gülbaharın ağzını bıçaklar açmaz, dolaştı durdu.
Sayfa 37 - YKY, 65.baskı
Aşk
Reklam
Gülüyor, iri, mavi gözlerinde kederlerin en acısını, en onulmazını taşıyordu. Büyük bir yarası, bir derdi olmalıydı Ahmedin. Onulmaz bir yarası... Belki kimi kimsesi, belki anası babası, belki kardeşleri, belki bir sevdiği yoktu. Dünyanın ortasında tek başına kalmış bir hali vardı. Yalnız, yapayalnız.
Sayfa 33 - YKY, 65.baskı
Duygu ve Düşünce
Siz benim ruhumu tersine çevirdiniz... Şimdi bu yeni hayata tahammülüm yok. Şimdiye kadar yaşadığım şekilde yaşamak ise beni tiksindiriyor. Güya istemeyerek, ansızın hayatıma son veriyorum.
Sayfa 120 - Palet yayınları, Çev: Ali Haydar Taner·Kitabı okudu
Devlet denilen şey yukarı katları geniş pencereli; yüksek tavanlı, havadar ve ziyadar, bodrum katları ise karanlık, kuru, dar ve penceresiz olan bir şato değildir." Yine Snellman derdi: "Memleket ahalisinin en kalabalık ve esas kitlesinin eğitimden mahrum bırakılması bir cinayettir. Devletin kendi kendini yıkması, yağma etmesi demektir.
Sayfa 114 - Palet yayınları, Çev: Ali Haydar Taner·Kitabı okudu
Halk için yüksek tabakanın yinelemeleri:
"İstedikleri gibi yaşasınlar. İyi bir şey olursa, mesut olsunlar. Kötü bir şey olursa, sabır ve tahammül göstersinler." "Millet sarhoştur. Tembeldir. Çalışmak istemez. Halk kabadır, açgözlüdür, zalimdir."
Sayfa 112 - Palet yayınları, Çev: Ali Haydar Taner·Kitabı okudu
Reklam