Muhteşem Gatsby'yi üç ya da dört günde bitirdim. Yazarı daha önce hiç duymamıştım. Hiç duymadığım için herhangi bir bilgim ve yargım yoktu.
Öncelikle, okuma keyfini bozmadan hikayesine değineyim. Hikayemiz Nick adlı karakterce anlatılıyor, onun bakış açısından bakıyoruz genel olarak. Olay Nick'in West egg'e (Batı yumurta'sına) taşınmasıyla ve orada bulunan çevre ile tanışmasıyla başlıyor. Ardından da Nick, yan komşusu olan gizemli Gatsby ile tanışır.
Gatsby'yi tanıma, Tom ve Daisy'nin ilişkisi ve sairenin konu alındığı aslında basit olan bir hikaye.
Kitabı pek beğenmedim. Kendini bir şekilde okutmayı becerdi fakat yine de sonunu zorla getirdim. Kitapta bulunan isimleri aklımda tutmak gerçekten zor oldu. Anlatıcı karakterin ismi bile geçtiğinde kimdi bu diye iki defa düşündüm. Bı' ismiyle bı' soyadıyla kullanmış olması kafamı karıştırdı sanırım.
Yazı şeklini katiyen beğenmediğim. Bazı örneklemeler o kadar uzun tutulmuştu ki okumadan geçmek istedim. 1 sayfa boyunca anlamsız isimleri saydığı yeri hiç anlamış değilim. Daha kısa olabilirdi. Betimlemeler birbirinden kopuktu. Çimlerin , hava durumunun, ışıkların ve temizlikçinin aynı anda bulunduğu cümlede gerçekten afalladım. Akıcı fakat sürükleyici olmayan bir yazı stili vardı kitabın. Betimlemeleri Twitterca açıklarsak "buzdolabı taşıttı."
Bir diğer husus ise fazlaca öznel. Herkesin eğlendiği ve saçma sapan ilişkiler içinde olduğu bir Amerikan caz hikâyesi ilgimi çekmedi.