Finlandiya'nın şimdiki haliyle çocukluğumdaki halini düşünürken şöyle bir levha hayal ediyorum. Bir büyük viran ev var. Bütün pencereleri örtülü. Dışından bakınca terk edilmiş hissi uyandırır. İçerisi ise karanlık; boğucu, rutubetli ve bunaltıcı. Bu ev büyük bir mezara benziyor. Fakat işte bazı genç, cesur ve kuvvetli insanlar geliyor. Bunlar şen ve akıllı adamlar. Perdeleri kaldırıyorlar. Camları açıyorlar. Evin içine güneş ışığı, temiz hava ve çiçek kokuları giriyor. Evin içinde her şey canlanıyor. Bina dıştan da tamir görüyor, gençleşiyor. Yabancı kimseler de artık tılsımlı, perili bir yerden kaçar gibi bu evden uzaklaşmıyorlar. Yakına gelip de yeni binayı hayretle seyrediyorlar.
İşte böyle bir değişim her bir devlette, her bir kasabada, en terk edilmiş ve unutulmuş bir köşede de yapılabilir. Yalnız canlı fikirli, geniş ruhlu ve medeniyet uğrunda çalışmaktan bıkmayan usanmayan insanlara ihtiyaç vardır.
Sayfa 110 - Palet yayınları, Çev: Ali Haydar Taner·Kitabı okudu
— 'Gözleri böyle olan insanlar öldürmez.'
— 'Benim gözlerim nasıl?'
— 'Hüzünlü hüzünlü, derin bir kederle dolu. Siz ruhen çok fazla hastasınız. Odaya girelim.'
Sayfa 93 - Palet yayınları, Çev: Ali Haydar Taner·Kitabı okudu
Başkalarının topraklarını istila eden kumandanlardan niçin bu kadar büyük bir hürmetle bahsedildiğini anlayamıyorum. Büyük İskender, Hannibal, Scipion, Sezar, Charlmange, Napolyon ve daha bunlar gibi binlerce kumandan yabancı ülkelerin topraklarını gasp ve yağma etmekten başka ne yapmışlardır?
Bu istilalar sonunda gerçi büyük devletler meydana geliyor. Fakat halk fakr ü zaruretten, açlıktan ölüyor. Milyonlarca insan cahil kalıyor. Her yerde eğlence, hırsızlık, sefahat, kavga, genel ve karşılıklı nefretler... ve herkes küfrediyor. Pederinin serveti veya okul diploması sayesinde halkın düştüğü kokuşmuş bataklıktan sağlam bir zemine ayak basanlardan her biri milyonlarca vatandaştan birini zulmetten kurtarmak için parmağını bile oynatmıyor. Bunlar bilmek istemiyorlar ki cahil, sarhoş ve aç halktan oluşan büyük bir devlet, bataklık bir zemin üzerine taşlarla inşa olunmuş büyük bir kuleye benzer.
Sayfa 108 - Palet yayınları, Çev: Ali Haydar Taner·Kitabı okudu
Bedbaht millet! Bedbaht insanlar! Hem soyuluyorlar hem de birbirlerini soyuyorlar. Allah muhabbeti için büyük mabetler inşa ediyorlar. Sonra bu mabedin önündeki meydanlıkta binlerce insanı diri diri yakıyorlar. Bazıları Allah aşkına ölüyor, bazıları da Allah aşkına öldürüyor.
Ben de artık insanlara karşı, Allah'a karşı isyan ettim. İspanya'da olup da oradaki insanlara ruhen ve bedenen eziyet edemediğime üzülüyordum. Eğer orada olsaydım, onlara bağırırdım: 'Eğer esirseniz, kurbansanız, bunlara katlanınız. Haddinizdir. Çekiniz, mahvolunuz.'
Sayfa 91 - Palet yayınları, Çev: Ali Haydar Taner·Kitabı okudu