İnsanın hiçbir şeye karşı hiçbir şey hissedememesi, herhangi bir duygusunun olmaması ne kadar kötü. Her şey anlamsız geldiği için yaşamayı da anlamsız bulmuş. Benim için ilginçti.
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
Karakterlere sinir oldum. Kitapta verilmesi gereken özü keşke evli adamın yarı yaşındaki kızla ilişkisi üzerinden anlatmasaymış. Karısını aldatınca o haklı ama karısının kendisini aldatmış olabileceği düşüncesi bile kendisini boynuzlu hissettiriyor. Kocasının zor zamanlar geçirdiğini düşünüp ayrılmak istemeyen “kötü kadın”, evli adamla beraberlik yaşayan “melek”. Hikayenin anlatılışı tabi ki güzeldi ama bu ilişki durumu beni sinir etti. Adamın kadına şiddet göstermesi de affedilemez.
Özellikle Fabrıga hikayesi çok etkileyiciydi. Dedesinin hikayesi. Hikayenin sonunda "Uzun zaman, 'hayatını aşkını, ızdırabını' yazayım 'fabrıga'nın sadece onların anladığı gibi bir şey değil, senin ve bizim için bambaşka olduğunu anlatayım istedim...Olmadı... Onca sözcükten, bu kadarı geriye döndü." demiş... Bence olmuş, gayet de güzel olmuş...
Cumhuriyetin ilk yıllarında İzmit çevresinde öğretmenlik yapan Havva öğretmenin hikayesi. TRT Belgesel kanalında Zorlu Okul Yolları diye bir program var. Kitabı okurken bizde de benzer zorluklar yaşanmış diye düşündüm. Çok ayrıntıya girilmemiş. Aralarda o dönemki olaylardan ve yerlerden kısaca bahsedilmiş. Resimlerle desteklenen kitabı kısa sürede bitirebilirsiniz.
Çok eğlenceliydi. Yalnız özellikle ilk hikayelerde Sıdıka ile annesinin repliklerini anlamak için doksanlı yılları bilmek gerekiyor. Bilmeyene saçma gelebilir. Bazı hikayeleri dinleyince bazı şeylerin hala değişmemiş olduğunu görüyorum . Dinleyince dedim, çünkü bu dinlediğim kitaplardan.
Sıdıka'yı seyretmiştim. Kitabı dinlerken onların halleri gözümün önüne geldi. Beğenerek izlediğim bir dizinin kitabını dinlemek/okumak çok eğlenceli oluyor.