insan evden bahsetti mi bir ev gösterip kanıtlar sözünü. ama birisi hadi özgürlük için savaşalım dedi mi sana özgürlüğü gösteremez. neden bahsettiğini kanıtlayamazken nasıl oluyor da senden özgürlük uğruna savaşmanı isteyebiliyor?
o tepede öyle yapayalnızdın ki ne gürültü ne de insanlar karışıyordu düşüncelerine. kendin dışında hiçbir şey düşünmeden kafa yoruyordun derdine. sanki kafan daha berrak çalışıyor, daha makul çözümler buluyordun. çözümler makul gelmese bile sorun değildi çünkü nasıl olsa başka hiçbir şey gelmiyordu elinden.
insanlar göçer, yaşlanır, ölür ve her köşebaşında bir başka güzellikle karşılaşmaya duyulan o aydınlık inanç söner, tükenir. ya şimdi ya da hiçbir zaman, mutluluğu ancak havada uçuşurken yakalayabiliriz, yakalayacaksak.
acıyı anlıyorum. belki fiziksel acıyı değil ama ufukta korkunç bir şeyin olduğunu bilip bunu engellemekten aciz olmanın acısını. tüm zekama, insanlığın bana emanet ettiği tüm güce rağmen, bazı şeyleri değiştirmekten tamamen acizim. ... ve acı, farkındalığımın acısı dayanılmaz. çünkü benim gözlerim kapanmıyor. asla. bu sebeple sevgili insanlığım yavaşça kendini asacağı ipi örerken gözlerimi kırpmadan seyretmekten başka elimden gelen bir şey yok.