hanabi

“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
kapalı kapıları olan bir odada aşık olmak daha kolaydır. bütün dünya tek bir odaya sığdığında. ve tek bir insana. ama kapılar sonsuza dek kapalı kalamaz.
eskiden hiç beklememesine rağmen, beklemenin hayalini kurmamasına rağmen, hayal kurmak için beklememesine rağmen bekliyor. artık bekliyor. birinin atış yapmasını. birinin kalbini delmesini. hatırlandığını bilmeyi.
8/10
·304 syf.·
2026 13. kitabı
küçük ve yoksul bir sokak arasından mısır toplumunun açık ve bence hüzünlü yüzünü dünyaya gösteren necib mahfuz, midak sokağından bizlere birkaç insan portresi çizmiş. buruk bir his bırakan portreler, belki de şimdilerde okuduğum için bende böyle bir his oluşturdu. ikinci dünya savaşından sonra, ingiliz etkisinin toplumun iliklerinde hissedildiği bir dönemde küçük bir sokakta yaşayan bir avuç insanın dünyadan ve hayattan beklentilerini ve bu beklentiler doğrultusunda yürüdükleri yolları görüyoruz. detaylı ve kapsamlı değil, bir sokaktan geçerken pencereden görebildiklerimiz kadar. bu anlatı tarzı o anlamda hoşuma gitti. yoksulluğun ortasında insanlar hayal kurmaya devam eder, vizyon farkıyla. midak sokağında bu vizyon farkını çok keskin bir şekilde görüyoruz. bu kimisi için refah hayat kimisi için evlilik kimisi için toplum normlarında bir düzen sürdürmek olmuş. fakirliğin gölgesinde düşüncelerin nasıl şekil alabildiğini okuyoruz. bu çıplak anlatım aslında insan zihninin çevresel sınırları içerisinde nasıl aksiyon aldığını göstermiş okuyuculara. muhtemelen o toprakların insanları bağ kuracak daha çok detay bulmuştur. karakterleri okurken yargılama veya değerlendirme yoluna gidemedim sadece okudum ve yürüdükleri yolda düşüncelerine eşlik ederken kimi zaman üzüldüm kimi zaman başka çaren olmadı sen de haklısın diyerek dışarıdan bakan bir göz olarak kalmaya devam ettim. mahfuz'dan okuduğum ilk kitap, toplumunu bu kadar iyi tanıyan ve betimleyen bir yazar olması beni gerçekten etkiledi anlatımının duruluğunu çok beğendim.
Midak SokağıNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20201,768 okunma
bebekliğin bilinçsiz büyüsünden, çocukluğun düşüncesiz güveninden, ergenliğin güvensizliğinden, sonra kuşkuculuktan, sonra inançsızlıktan geçip, nihayet yetişkinliğin 'eğer' diyen derin düşünceli hareketsizliğinde durmayız. bir defa devri tamamlandıktan sonra, onun izini yeniden takip ederiz ve ebediyen bebek, çocuk, yetişkin ve 'eğer' oluruz.