İnsan varlıkla ontolojik ve epistemolojik bir boşlukta bağ kurmaz. Bizatihi kendi varlığı, büyük varlık dairesi içinde anlamlı bir yere oturur. Bilimlerin konusu olan maddi gerçeklik ve tabiat alemiyle olan ilişkimiz de varlığın bize sunduğu idrak, konum, bakış açısı, anlam, bütünlük, düzen fikri ve zaman-mekan koordinatlarında mümkün hale gelir. İnsan bunların dışına ve üstüne çıkıp varlık alemine Tanrı'nın baktığı gibi tarafsız, nesnel, dışarıdan ve mutlak bir zaviyeden bakamaz. Büyük varlık dairesinin parçası olan insan, dairenin dışına çıkma şansına sahip değildir. Dairenin dışına çıkmak demek artık var olmamak demektir. Bu yüzden din ili bilim arasındaki ilişkinin hakkıyla incelenmesi, ancak bu büyük varlık dairesi ve tazammun ettiği kavramsal ve anlamsal bütünlük içinde mümkün olabilir.