Handan Yüce

Handan Yüce
@handanyc
Tarihöncesi eserlerin başyapıtı; Adem'den Önce
7/10
·160 syf.··
2024 45. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2024 17:44
Adem'den Önce 1906 senesinde tam 2 ayda yazılarak bizlere ulaşmış, çerezlik bir kitap da denebilir. Ancak her çerezlik kitap bu kadar kaliteli mi tartışılır. Çünkü Jack London 2 ay gibi kısa bir sürede biz modern çağ insanlarını, milyonlarca yıl öncesinin yaşamına ,insanlığın doğuşuna götürüyor. Darwin'in Türlerin Kökeni'nden ve İnsanın Türeyişi'nden sonra bilim camiasını etkisine alan evrim teorisi, bilim dünyasını yakından takip eden Jack London'ı etkilemiş ve bu kitabı yazmaya itmiş. Kitap, modern zamanda yaşayan birinin geceleri rüyasında atalarından miras kaldığını düşündüğü bir yaşam örgüsünü görmesiyle başlıyor. O kadar ki gece kendisinin atalarından biri olan Kocadiş olduğuna, gündüz ise kendisi olduğuna inanıyor. Ardından kitap Kocadiş'in doğumundan itibaren Kocadiş'in Sarkıkulak ile dostluk kavramını, Tezcanlı ile aşk kavramını ve Kızılgöz ile düşmanlık kavramını öğrenmesiyle devam ediyor. Anlatıcıya göre olaylar Orta Pleyistosen(780bin-128bin yıl önce) döneminde geçiyor. Burada 3 tane insan topluluğu görüyoruz: Ateş insanları, Ağaç insanları ve Halk. Ateş insanları diğer topluluklardan daha gelişmiş. Ateş kullanıyor, aralarında konuşuyor ve ok ile yay kullanabiliyorlar. Ağaç insanları en ilkel olanları. Hala ağaç üstünde yaşıyor, alet kullanamıyorlar vücutları sadece gözleri gözükecek kadar kıllarla dolu. Halk ise ağaçlarda yaşamayan ancak ateş de kullanamayan kısacası bu iki topluluk arasında sınıflandırılan tür. Kitabı okurken milyonlarca yıl önceki ilk insanların doğayla savaşını, hayatta kalma mücadelesini, dilleri olmadıkları için nasıl anlaşmaya çalıştıklarını, insanların birbiriyle olan savaşlarını kısacası daha vahşi ve gaddar dünyayı görüyoruz:yani ilkel çağı. Bunun dışında Jack London her zamanki gibi bu kitabı okuyalım diye değil, düşünelim diye
Edebiyat
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202126bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir çırpıda okunacak kitap...
9/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2024 14:22
Öncelikle Jack London'ı seviyorsanız bu kitap size ilaç gibi gelecek. Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse kurt-köpek melezi olan Beyaz Diş'in doğumu öncesi, doğumu, büyümesi ve sonrasında gelişen olaylar anlatılıyor. Okumaya ilk başladığınızda başkahramanı Bill veya Henry sanıyorsunuz. Biraz ilerleyince Kiche olduğunu, biraz daha ilerleyince Beyaz Diş olduğunu anlıyorsunuz. Hikayenin gidişati tahmin edilebilir değil. Yazar Beyaz Diş yoluyla kendi bakış açısından insanları eleştirmiş. Öyle muazzam betimlemeler yapıyor ki ve Beyaz Diş'in hissettiklerini öyle güzel yansıtıyor ki... Hikayenin dramatikleşip beni korkutacağını düşünsem de gayet tatmin edici bir sondu. İnsanların kötülüğü ve vicdansızlığı, vahşi yaşamdaki öldür veya yaşa kanunu, hayatın acımasızlığı, her bağın unutulabileceği (mesela Kiche'nin Beyaz Diş'i unuttuğu bölüm) ve her şeye rağmen sevginin, sadakatin aslında her şeyi değiştirebileceği (insanların şerefini kurtaran sevgili Scott'ı da anmalıyız bence) çok güzel işlenmiş. Hikayenin başında kendimi hayvan belgeseli izlemiş gibi hissettim. Nedense Kiche için kurtların kavgası, Kiche ile Tekgöz'ün birlikteliği, Beyaz Diş'in doğumu ve o küçük yuvadan çıkışı, ilk adımları, ilk avı bu bölümler beni çok etkiledi. İnternette gezerken birçok kişinin bu bölümlerde sıkıldığını okudum. Ama bana göre bizim yaşamımızın aynısıydı. Hatta toprağa ayaklarını değdirdiğinde aklıma Karmakarışık filminde Rapunzel'in çimenlere ilk adım attığı an geldi. Kabuğunu ilk kırış, hayata ilk adım gibi... Her neyse bir noktaya kadar Beyaz Diş bir ordan bir oraya hem yabanıllığından kopmadan hem de insanlara tanrı gözüyle bakarak ilerliyor. İnsanlara tanrı demesi fıtratının bu hayatta yalnızca güçlülerin kazandığına inanmasından geliyor. Çünkü vahşi doğanın tanımı da bu. Ona bir tokat
Edebiyat
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,7bin okunma
Büyüleyici, adeta okurken dans edeceğiniz bir kitap...
Puan vermedi·559 syf.··
2023 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2023 13:58
Henüz yeni bitirmişken hemen incelemesini yapmak istedim. Öncelikle kitabın nasıl önüme çıktığını, o tesadüfler silsilesini sizlere anlatmak istiyorum. Tolstoy'un tavsiye ettiği kitaplar listesinde görmüştüm bu kitabı. Ancak isminden dolayı bana çekici gelmemişti. Sonrasında bir gün opera sevmemden kaynaklı bir Kore müzik kanalının programını seyrediyordum. "Les temps des cathédrales" isminde heyecanlandırıcı bir şarkıydı. Çok uzun bir süre niye yazıldığını kime ait olduğunu bilmeden dinledim şarkıyı. Yine aradan uzun bir zaman geçti. Bu sefer de Instagram keşfetme "Tu vas me détruire" isimli şarkı çıktı. Şarkının hikayesini merak ettiğimde NDDP müzikalini ait olduğunu öğrendim. Müzikali dinliyordum ki bir baktım bahsettiğim ilk şarkı da burda. Ardından "Belle" i dinledim ve "Bu kitabı okumam lazım." dedim. Kitabın elime geçmesi ise çok uzun sürdü. Çünkü alacağım vakit maalesef ki Kahramanmaraş depreminin merkezindeydim. Öyle veya böyle taşındığım şehirde yaptığım ilk iş kitabı satın almak oldu. Başlangıcı bu şekilde uzattıysam affola. Çünkü hikayeden çok hikayeye başlamak da benim için önemliydi. Kitap 1482'deki Paris'i anlatıyor. İlk başta çok fazla karakter ismi, anlaşılmayan tonca kelime vardı benim için. Fakat bu çok fazla sürmedi. Sabrettiğiniz taktirde kitap sizi hemen çekecektir . Paris'in o dönemki siyasetine, mimarisine, eğitim seviyesine, coğrafyasına detaylıca atıfta bulunulmuş. Öyle ki bir bölüm sadece Paris’in o dönemki haritasını çiziyor. Yazar Paris’in caddelerini, sokaklarını , belirli mimari yapılarını o kadar detaylı anlatmış ki adeta o dönem kafamızda canlansın diye çaba harcamış. Claude Frollo’nun “ Bu kitap, bu kiliseyi yenecek!” göndermesi takdire ise şayandı. Bu göndermeyi yapma sebebi eskiden mimari yapıların toplumun dini görüşünü, yaşayış
Edebiyat
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Puan vermedi·240 syf.··
2023 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2023 23:03
Grigory Petrov'un ilk okuduğum ve asla unutmayacağım kitabı. Beyaz Zambaklar Ülkesinde... Bataklıklar ülkesi anlamına gelen "Suomi" nin -yani şimdiki Finlandiya'nın- kısa bir sürede nasıl kalkındığı, ülkenin bağımsızlık için nasıl mücadele verdiğinin anlatıldığı çok kapsamlı bir kitap. Petrov'un bir Ortodoks papazı olarak bu kadar kaliteli kitap yazması beni çok şaşırttı. Yapmak istediklerini, insanlara düşündürmek istediklerini o kadar açıklayıcı bir dille anlatmış ki okuyan herhangi birinin aklının karışmayacağını düşünmüyorum. Bunun yanında Petrov aslında hepimiz gibi birisi. Yazdıkları uç şeyler, imkansız şeyler değil. Bazı insanlar rahat olmak istemez. Hep bir amaç doğrultusunda son nefesine kadar koşar. Petrov hayatı boyunca Rus halkının gerçekleri görmesi için mücadele etmiş. Ama bir süre sonra Rus kiliseleri onun halkı ayaklandırdığına inanarak din adamlığından men etmiş. Bir süre hapis de yatan Petrov uzun süren bir yolculuk sonrası en sonunda Bulgaristan'a gitmiş. Hatta bu kitabı o halka hitaben yazmış. Kitabın konusundan bahsedecek olursam Finlandiya halkının yüzyıllar süren İsveç boyunduruğu altında yaşayışı, sonrasında da Rus boyunduruğunda belirli haklara sahip olup 1917' de bağımsızlığını ilan edişine kadar geçen sürede, halkın bu inanca ve bu birikime nasıl geldiğiydi. Baştan sona Finlandiya anlatılmamış. Yazarın temel amacı eğitim sisteminin, düşünce yapısının, dine bakış açısının, özellikle dürüstlüğün, ailenin çocuğa verdiklerinin aslında devlet için ne kadar gerekli olduğunu belirtmek bana göre. Kitapta beni sıkan -bunu demek haddime mi bilmiyorum ama- gerçekten çok fazla örnek betimleme cümlelerin olmasıydı. Şaşırdığım nokta ise futbolun o dönemde bile bu kadar revaçta olması. Futbolculara manda ayak denmesi, futbolcuların Herkül heykeline
1000Kitap Gerçek Okurlar
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Kripto Basım Yayınevi · 2020124,8bin okunma