O, boyuna, gideceği bir yeri sormuş durmuştu, kendini hep bir yerleri sorarken yakalıyordu. Akşam yemek yerken karşısına gelip oturan köpeğe bile yol sormuştu.
öyle ya, bu bayat dersleri, bu pörsümüş öğütleri eskiden kendisine söyleyenlere aşağılayarak iade ederdi, şimdiyse bunları kendi kendine söyleyecek kerte ilerlemişti.
“Halkla hükümet arasında uzaklık ne kadar artarsa, vergiler de o ölçüde artacaktır. Bundan ötürü halk, demokrasilerde en hafif vergi yükü altındadır; aristokraside daha ağır monarşide ise en ağır yükü taşır. Demek monarşi yalnız çok varlıklı uluslara, aristokrasi varlık ve büyüklükçe orta halli devletlere, demokraside küçük ve yoksul devletlere elverişlidir.”