“Halkla hükümet arasında uzaklık ne kadar artarsa, vergiler de o ölçüde artacaktır. Bundan ötürü halk, demokrasilerde en hafif vergi yükü altındadır; aristokraside daha ağır monarşide ise en ağır yükü taşır. Demek monarşi yalnız çok varlıklı uluslara, aristokrasi varlık ve büyüklükçe orta halli devletlere, demokraside küçük ve yoksul devletlere elverişlidir.”
İçinde yaşadığımız dünyada bildiklerimizin bilincinde olabilseydik, nasıl bir dünyada yaşayıp nereye gittiğimizi ve oraya giderken kime hizmet ettiğimizi açık seçik kavrardık.
Ahlaksızlık, bir kez kural haline gelince, yani herkesin kabullendiği nesnel bir kimliğe kavuşunca, tavırlardaki, davranışlardaki sakatlıklar meşrulaşacak demektir.
Batının problemi mevcut temel dizge içinde çözümlenebilecek gibi görünmemektedir. Temelinde tabiatı tahribe yönelmiş bir uygarlıkta, bazı alanların etrafını çitle çevirip orayı millî park diye ilân ederek tabiatı seviyormuş pozuna bürünmesi, aynı mantığın getirdiği bir başka paradoks sayılmalıdır.