İnsan başka insanlarla sosyal münasebetler kurmak zorunda olan bir varlıktır.İnsanın akıl, öfke, iştaha gibi duygu ve kabiliyetlerine herhangi bir sınır konmamıştır. Bu duygu ve kabiliyetler kendi haline bırakıldığında,herkes olayları kendi menfaatine göre değerlendirecektir. Menfaatlerin çakıştığı noktada haksızlıklar zulümler baş gösterecektir.Bu haksızlık ve zulümlerin olmaması ve sosyal münasebetlerine sağlıklı bir şekilde yürümesi için adaletin tecelli etmesi gerekmektedir.Fakat kimsenin haksızlığa uğramayacağı,adalet içinde yaşayacağı kuralları koymak fertlerin yapabileceği bir şey değildir. Bunun için herkesin hukukunu muhafaza edecek kanunlara ihtiyaç vardır. Bu kanunları da ortaya koyabilecek zât ancak ve ancak her şeyi yaratan ve yarattıklarını en iyi bilen Rabbimiz Allah'tır.